21 Ağustos 2008 Perşembe

via-port

sonunda via-port'da açıldı.. hemen hemen bütün büyük mağazalar var.. bildiğimiz büyük alışveriş merkezlerinden ziyade eski bedestenler tarzında bir mimarisi var. açıldığı ilk 3günü oradaydım :) k. validem "iyiki açılmış, açılmasa nasıl geçecekmiş günleriniz bilmem" diye espirisini de yaptı :) e etrafında insanın bakkal bile olmayınca kıtlıktan çıkmış gibi olduk haliyle :))devasa bir merkez yapıyorlar oraya, inşaatları daha devam ediyor.. at sürülen alanından go-kart'a kadar pek çok şey var.. pazar günü ordaki zeynel'de kahvaltı yapıp go-kart'a gittik.. 10 dakika çok kısa diyordum giderken, fazla bile geldi.. sersem gibiydim indiğimde.. bir de öğle güneşinin altında 35 derce sıcakta binince normal gerçi.. 2 tane hediye alıp kendimi eve zor attım velhasıl.. otoparkı da açık olduğu için arabanın içi dönerken 44 derceydi :)

mahmûdu's-siyer

bu hafta tarhana yaptık ve erişte kesitik bugün.. çocukluğumu anımsattı tarhana.. babannem yapardı.. serdiği tarhanadan biraz biraz alır kaçardık.. tatlı-sert kızardı o da bize.. şimdi bir tarftan robottan çekip bir taraftan atıştırdım kuruyan tarhanadan.. o günleri tekrar yaşar gibi hissettim, onun tadıyla.. erişte kesmek de annanemlerdeki günlere götürdü.. teyzemlerle sofranın etrafında hem kesip hem bitmek bilmeyen sohbetler ettiğimiz günlere..

bu tez biter mi bilmem ama böyle gidersem bitmezz.. nerdeyse her kelimenin nasıl okunduğunu sözlüğe bakmakla 600 sayfa nasıl biterki, umutsuzluğa kapılamaktayım :( inşallah sayfalar ilerledikçe sözlüklerle olan haşır neşirliğimde azalır..

eyüp sabri paşa halkın anlaması içün bir siyer kitabı yazdığından bahsediyor ama dilimiz öyle değişmiş ki kolay kolay anlamak ne mümkin. işte tezden bir kuple:
"Lakin bunlardan ekserî lisan-ı arabî ve birazları zeban-ı fârisî üzere yazılmış olduğundan ebnayı vatanımızın cüz'ü azamî istila'-i mezayalarından mahrum ve lisan-ı türkîde tasnif olunmuş olanlarından bazıları mahhsus nükte-i şinasan-ı havas olan münşeat-ı beliğa mustalahat-ı ma'kude ile tahrir olunmasıyla avam içün istikşaf-ı nikât ve mezayayı dakîkaları mahal ve ba'zıları dahi bir takım rivayet-i zaîfe ve akvâl-i sahifeyi cami' olduğundan müta'laları cümleye mûris melâl-u kelal olduğu malum olup..." işte böyle... ki burada bazı tamlamaları doğru okuyup okumadığım da şüpheli zira yazımda aralarda öyle -ı, -i gibi harfler yok..

geçen pazar hayatinin erkek kardeşinin doğum günüydü.. eşi vesilesiyle havai fişek patlattık.. fitili yakan hayati olunca ben de onunla gideyim dedim.. sonuç, fitilin tutuşmasıyla fişeklerin patlamaya başlaması bir oldu ve ben kaçarken 16 taneden sadece 2 tanesini hayal meyal görebildim :)) bayağı alçakta patladıkları için üstüme gelir diye korktum sanırım :)) böyle bir şeyi hiç beklemdiği için fişekler f.'a tam bir süpriz oldu.. hoş bir şey, herkese tavsiye ederim ama sokak arası patlatmak caiz değilmiş ;)

14 Ağustos 2008 Perşembe

muhasebe

hayvanların ötüşü öğretilen fatma zehra;
-aa inek öttü
-aa kuş öttü
-aa horoz öttü.... diye sesleri ayırt etmeyi başarır
her sesi öttü olarak algılayan çocuk dedesinin öksürdüğünü duyunca da:
-aa dede öttü, der tabi :))

***
yine uzun zamandır yazamıyorum.. misafirlerden ve yoğun hayattan sebep olabilir ama içimden de gelmiyor nedense. yine bi uzaklaşma dönemi.. neyse.. geçen cts. malta köşküne hayatinin f.koleji mezunlarıyla olan toplantısına gittik.. dernek aidatlarını toplamak için toplamışlar milleti, ve herkesin de kredi kartı numarasını almışlar.. canları istediği zaman istedikleri kadar çekebilecekler yani.. baktılar veren yok bu yeni adet de ondan sanırım :))
geçen bizim mezunlar pikniğinde de aidat bahsi geçmiş hiç olmaazsa 10 milyon 20 milyon bari verin diye rica minnet olayı olmuştu :)

***
eve misaifr gelecekken bir yere gitmek zor oluyor ama pazar günü de heybeli ada'ya geçtik.. çeşit çeşit insan.. bikiniyle şortla gezen de var, çarşaflı gezen de.. pikniğe gelmiş millet, bir kalabalık bir kalabalık.. geçen sene kızlarla gittiğimizde ata binmiştik, bu sene de binerim diye hevesleniyordum ama hevesim ursağımda kaldı malesef.. faytona bindik, bisiklet sürdük, foto çekimi vs.. dönüşte de bostancıdaki lunaparka uğradık, yeni oyuncaklar gelmiş, yada ben yeni gördüm.. seviyorum lunaparkları..

***
annemlerin tatil bitti, geze geze bursaya geldiler.. istanbul'a dönseler artık, özledimm..

***
kipa açıldı tepeören'e yakın bir yere.. gece 12 ye kadar açık.. bir görelim alış veriş yapalım diye gittik ama içinde alkol satılan yerleri görünce pek bir şey almaya gitmiyor insanın eli.. yeni açıldığı için fiyatı çok uygun olan ve acil ihtiyaç olan bir kaç şeyi alıp çıktık.. annemler böyle şeylere çok dikakt eder, alkol satılan yerden hiç almazlar, ama ben sıkıştığım zaman bazen alıyorum.. vicdan azabı çekiyorum tabi, acaba rehavete mi kapılıyorum bu konularda diye.. daha çok dikkat etmeli, etmeliyim..

5 Ağustos 2008 Salı

ravza

annemler geçen perşembe bozyazı'ya gittiler, denize.. bu yıl ikinci gidemeyişim.. geçen yıl da suriye'ye gideceğim diye kalmıştım istanbul'da ama dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmuştum.. neyse herşey de bir hayır var deyip kalmış ve hayırlar da görmüştük hamdolsun :)) boz yazı seyehati öncesi bir haftadır annemlere gitmeye çalışıyordum ama sürekli bir mazeret.. bugün salihin dersi var, öbür gün paper'ı var, sonra temizlik var, düğün var dernek var... var da var.. neyse geçen salıya randevu verdiler, akşam gelin diye.. ben de bari sabahtan gideyim diye niyetlim fakat pzts. akşamı telefonda biz sabah bir yere gideceğiz siz akşam gelin deyince iyiden iyiye canım sıkıldı.. salı öğleden sonra babam telefon açtı "biz kemerburgaz'dayız, program var, oraya gelin" dedi. akşam düzüldük yola gittik, kemerburgaz göktürk'e.. yıllaar var ki görmüyorum oraları.. eskiden orada ravza sitesi içinde evimiz yapılırken hem gider piknik yapar hem de su doldururduk bidonlara.. hey gidi hey.. ne kadar değişmiş, ne kadar gelişmiş.. harikulade ever yapmışlar oralara.. kemer country oraların böyle gelişmesinde öncülük etmiş.. nerdeyse bütün büyük markalar vardı.. özsüt bile gördüm :)
hasıl-ı kelam bizimkiler de taşınmışlar ravza'ya meğer, o gün.. herşeyi benden gizlemişler, hatta herkesten gizlemişler.. son on beş günde karar verip, bırakmışlar güzelim fatihi.. bizimkilerin hiç alışık olamdığı bir ortam, alışabilecekler mi, ne olacak bilmiyorum doğrusu.. okullara uzak, babamın işine uzak.. tek güzel yanı bizim gibi insanların olması ama daha koca site boş bile sayılır.. Allah'tan çok yakın bir kaç tanıdık var.. orada cemaat için bir site kurulması esad coşan hoca efendinin öncülüğünde olmuştu.. şimdi sanırım babam ve arkadaşları da oranın dolmasını sağlamaya çalışmak istiyorlar biraz da.. çünkü herkes birbirine bakıyor. umarm istedikleri gibi bir ortam oluşur..

günler su gibi..

bu pazar gün kaihl'nin taşdelen'deki geleneksel pikniğine katılma fırsatı buldum nihayet, hamdolsun.. hayati götürdü ve bekledi beni sağolsun.. açık büfe yemeğin başladığı saatte gittim, kaynanam seviyormuş :) sohbet muhabbet, eski günleri yad.. ve lise-1 ve 2'de ve hatta sanırım 3'te oynadığımız voleybol topumuzla da hasret giderdik.. biz erken ayrıldık piknikten ama mesire yerinin içinde ufak çaplı bir kaybolma yaşayarak da vakti birazcık ilerlettik. :))

sonrasında bir sebepten:) beşiktaşa geçtik.. ne zamandır canım sucuk-ekmek istiyordu.. evde oruçlu olanlar olduğu için yapamıyordum. beşiktaş'ta sucuk ekmek yapan bir yer görünce direk daldım.. tam istediğim gibi olmasa da,çünkü içinde sucuktan daha çok ıvır zıvır vardı, nefsimi körlemeye yetti.. böyle canımın istediği şeye kavuşma arzusuyla yanıp tutuşunca da aklıma "sanki yedim camisi" geliyor, nefsimi mi azgınlaştırıyorum, yemesem n'olacak sanki diye hayıflanıyorum sonrasında..

geçen hafta neredeyse hergün bir yerdeydim.. perşembe günü tanışma yıl dönümümz olduğu için bir şeyler yapalım dedik ama o gün numan arıman'ın yıldız camiinde duası olduğu için bir şey yapamadık.. hiç abdestsiz gezmezmiş numan abi, ne güzel.. konuşan herkes ağlaya ağlaya konuşmuş.. mekanı cennettir inşallah.. biz kalanlara Allah akıl fikir versin.. af Allah'ım..