28 Ağustos 2011 Pazar

muhasebe

28.08.2011.. yaş 27.. yolun kaçta kaçı eder...

27 Ağustos 2011 Cumartesi

Bebekle Umre-1


Üstünden uzunca bir vakit geçmiş olmasına rağmen, hem belki birilerine faydam olur diye hem kendime tekrar blog yazmam için motivasyon olması amacıyla hem de Word'de yazmayı yarım bıraktığım anılarımı biran önce toparlayabilmem için, umre anılarımı bloga yazmaya karar verdim.

Neredeyse çocukluğumdan beri umre ve haccın hep çok isteyince gerçekleşeceğini düşünmüşümdür. Bu sebeple kendimi yakın zamana kadar ciddi manada gerçekten isteyip istemediğim konusunda fazla yoklamadım. Belki de yoklamaya korktum. Elbette bu, şimdiye kadar istemiş olmamak anlamında değil. Hep istemek her zaman istekli olmak tabiî ki, ama zamanı gelince sanki kendiliğinden hissedilen çok aşırı bir istek duyacakmışım gibi geliyordu.

Nitekim son zamanlarda bu isteğim yavaş yavaş artmaya başlamıştı. Zaten ihtimalin belirmesi bile insanı fazlasıyla heyecanlandırmaya, şevklendirmeye yetiyor.
Biz umreye “bıraksanıza, niye bırakmıyorsunuz-bırakmadınız” laflarına aldırış etmeden küçük hanımla birlikte gitmeye niyetlendik. Açıkçası nasıl geçeceği konusunda tedirginliklerim vardı. Bebekle uçak yolculuğu nasıl geçer, umrede nerede nasıl davranmalı, yedirmeli vs. gibi mevzuları internetten de baya araştırdım, çevremdeki gidenlere de sordum. Elhamdülillah iyi ki kızımızla gitmişiz. Belki ileride hatırlamayacak ama o manevi toprakların havasını solumuş olması bile çok güzel ve önemli benim için. Buna rağmen Rabbim çocuksuz, doya doya-bol bol ibadetle geçirebileceğim bir umreyi de en kısa zamanda nasip eder inşallah diye de dua etmekteyim :) Zira bir bebeğiniz varsa gönlünüzce mescitlerde cemaatle namaz, uhud gibi önemli mekanları geziler ve fazlaca istenilen vakitte tavaf nasip olmayabiliyor.

4 mayıs sabahı 5 bçk 6 gibi havaalanında olmamız gerekiyordu. Pıtırcığın son günlerdeki diş çıkarma sebebiyle olan kucak düşkünlüğü yüzünden son geceye sarkmış olan bavul hazırlığımı tamamlamaya çalışırken, bir yandan da bütün gece had safhada huysuzluk yapan kızımı oyalamaya çalışıyordum. Aksi gibi uyusa yarım belki 1 saat içinde toparlanacak valiz zat-ı şahaneleri hiç uyumadığı için bütün geceyi aldı tabi. Fitil dahi onu nakavt etmeye yetmedi. “Eyvah bu şimdiden böyle, oralarda nasıl baş edeceğiz..” diye düşünüyordum bir taraftan da. Zor zahmet biraz babası biraz ben derken işleri yola çıkmaya yakın toparladım ve küçük hanım da sanki o vakti bekliyormuş gibi, bavullar arabaya yerleşirken uyudu.

5 Ağustos 2011 Cuma

facebook çıktı blog işi bozuldu.. flickr da ha keza..