28 Mart 2008 Cuma

hep kahır!

aksilikler üstüste.. bilgisayara bişeyler oldu.. neyse kurtarma yenileme falan derken bütün ayarlar bozuldu.. otomatik girdiğim hesaplarımın bir kısmının şifrelerini unutmuşum, bazısını zor hatırladım.. sonuç: messenger'ınkini de unutmuşum, hatırlayamıyorum, sıfırlayamıyorum, puff :((


***

kardeşlerim evime ilk defa gelirlerken bir çift balık almışlardı.. turuncu ve siyah renk, japon.. turuncusu için ha öldü ha ölecek diye beklerken, ölmedi gitti.. ama ben öldüm öldüm dirildim.. duygusal bağ mı kurmuşum aramızda nedir.. bazen canavar gibi dolaşıyor; bazen bi tarafı şişiyor, o taraf suyun üzerinde yan yan yüzmeye uğraşıyor yada suyun dibine inmeye çalışsa da hop yukarı çıkıyor... derdi ne anlamadım.. hayvan eziyet çektikçe üzülüyorum, elimden birşey gelmiyor.. geçenlerde ters dönmüş duruyordu.. tamam hakkın rahmetine kavuştu artık dedim ama bi kaç saaat sonra bir bakarım ki normale dönmüş.. bu son olsun, evde hayvan falan beslemeye çalışmayacağım.. kimse de hediye etmez umarım gayrı..


***

salı günü; mandalina da ısrar etti ben de acaba mı derken, gazeteci-yazar sefer turan'ın geldiği gün sunuculuk yaptım.. hadi okuldan ayrılmadan bi atraksiyon olsun diye düşündüm.. herşey iyi hoştu da eilahiyat kulüp başkanının soyadını yanlış anons ettim :)) çocuk da şaşırdı önce o da kim gibisinden, ama çaktırmadı sağolsun :))


güzel bir programdı.. filistin konusunda ne kadar duyarsızlaştığımızı farkettim, yeniden..



m.erkal hocamız ertesi günkü "fatih üniversitesi hocaları prof. Lütfullah Karaman ve ...'ın katıldığı, filistin tarihinin konuşulduğu" programda Hz.Peygamberin şu hadisini hatırlattı:

Numan b. Beşir (r.a.)dan: Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurur: "Bütün mü'minleri, birbirlerine merhamette, muhabbette, lütufta ve yardımlaşma hususlarında sanki bir vücud misali görürsün! O vücudun bir organı hastalanınca, vücudun diğer kısımları, birbirlerini hasta organın elemine uykusuzlukla harekete ortak olmaya çağırırlar"
üstüne ne denir ki..
konferanslardan aktarmak istediğim anektodlar vardı.. not tutmadım, ilginç şeylerdi, kesin hatırlarım diye düşündüm ama paneldeki hesap bloga uymadım malesef..

eilahiyat ekibi sıkı çalışıyor.. geçenlerde ankaraya gitmişler.. gitmişken meclise de uğramışlar :) e bizden hocalar mevcut ya, 3 tane.. güzel ağırlanmış, mutlu mesut dönmüşler..

24 Mart 2008 Pazartesi

öyle işte..

bahar havası bir başka oluyor.. hafif ürperten, sarılacak bir şey isteten havaları seviyorum.. salacak sahilinde ürperirken çay yada kahveyle birlikte istanbul'un kızıl gün batımları..

kızgın yada gergin olduğunuz anlarda sakinleşmek için birebir..

kimileri de mutlu olduğu zamanlarda hayal kurmak için gidiyordur, kim bilir..



***

geçenki akşam yemeğinde hayati çekti bu fotoyu.. Böyle önü açık manzaralı evleri çok severim.. içinde yaşayanlar bir müddet sonra ilk zamanlarki tadı vermediğini, zamanla görmemeye başlandığını söyleseler de.. nasipte ortaokul hayatımın geçtiği okulun manzarası olan bir evde oturmak varmış, hiç aklıma gelir miydi.. o zamanlarda otursaydım, üç dakkaya okula gidebilseydim diye düşünmekten kendimi alamıyorum.. herşeye rağmen fatih gibisi de yok tabi :)

***

hayatiyle 3boyutlu film izleyelim dedik, bugün.. hala başım dönüyor, başım dönerken midem bulanıyor.. başak burcuyum, takıntılıyım işte; verdikleri gözlüğün sol kısmı sanki bulanık gösteriyordu.. film boyunca, gözlüğü çıkarıp gözümü kapatmadığım süre zarfında acayip rahatsız oldum.. hatta bir ara sol gözümü yumup sağ gözümle devam ettiğim bile oldu yani..

ümraniye her geçen gün değişiyor, tayyip amcamın deyimiyle değişirken gelişiyor.. bu kadar hızlısını kaldırabilmiş mi, araştırmacılara sormak lazım..

***

güllü'ye fayda hocanın danışmanı olduğunu iletemedim.. vicdan azabı çekiyorum.. ama çok yoğundum.. ... kendimi mi kandırıyorum?? bilmiyorum..

herşey bi yana fayda hocayı kaldırabilecek tek kişi de güllü, bunu biliyorum işte :))

***

bir kere doktora gidersin.. elini uzatır kolunu kaptırırsın.. şu tahlili de yapalım, bunun sonucuna da bakalım.. elinde öncekine dair bir belge varsa, yenisine gitmişsen, sil baştan aynılarını tekrar yaşarsın... "ama... desen de" fayda etmez, "üzgünüm yapmak zorundayım" klasik cevaptır.. onlarsız olmuyorsa da Cenab-ı Rabbü'l-Alemin mümkün olduğunca ellerine düşürmesin!

amin

***

insanoğlu çiğ süt emmiş derler.. bu akşam "The Great Debaters"ı izledik.. nasıl bu kadar vahşi olabiliyoruz, şaşırmamak elde değil.. gerçi sadece zencilere değil, tarih boyunca bazen kadınlar, bazen farklı dinden olan insanlar, farklı derililer, sair... güç kimdeyse artık... bi de kızıl derililerde olduğu gibi dağ gelip bağdakini kovmaya çalışma durumu var...

gölgelerin gücü adına

ben "şi-ra"yım

güç bende artıkkkkkk... derdi zamanımın çocukları.. ve hep kötülere karşı savaşırlardı..

kadınlar demişken; nusayriler kadınları mezheplerinin bilgilerini bilecek şekilde bile adamdan saymazlarken, modern görünen "esma esad" bunu nasıl kabulleniyor?? yada kabulleniyor mu..

***

radyo7'de birkaç sefer denk geldiğim bir şarkı vardı.. adını hatırlayamadığım bir kadın söylüyordu, değişik bir tarzda:

"dünya, dünya bir garip dünyasın

bazı sahte bazı rüyasın, yalan dünyasın" idi sanırım sözleri.. öyle işte..

22 Mart 2008 Cumartesi

"ı am not accountable for any thing to any one!"

salı günü kazıcı hocanın davetiyle kendimizi odasında bulduk. konu, danışman hocalarımızın belirlenmesiydi. ilgilendiğim konu itibariyle bayadır aklımda olan ama birlikte çalışma konusunda tedirginliklerim olan bir hoca düştü payıma: İ. Safa Ü. hoca.. Osmanlı'nın son dönemlerinden itibaren olan islam tarihi hep ilgimi çekmiştir. aklımda osmanlıca bir eserin transkripsiyonu da vardı ama ya divanî okutacaklar yada kütüphaneye gidip ilginç bi eser, küçük bi risale araştıracaksın ki hoca da artık tükendi öyle şeyler dedi.. hasılı zorlu bi dönem var önümde.. samanlıkta iğne aramak gibi bişey konu belirlemek de.. konu seçersin; ya beğenmezler yetersiz bulurlar ya "bu konu boyunu aşar" derler, diyor tecrübeliler.. hayırlısı bakalım..

"vâlih-ü hayran oluben kendözümden bî-haber
şimdiyi bilmez bu aklum, ne bile ferdâsını" Akşemseddin Hz..

***
perşembe günü mandalinle yağmurlu bir günde bahçelievler havası aldık, korktuğumuz "başımıza" gelmedi de kapıdaki görevli yardımcı oldu sağolsun..

***
hmm, bu arada bugünlerde buradaki sesim başka yazımerkezlerinde eko yapmaya başlamış da haberim yokmuş.. ne güzel, hep bunu istemiştim oysa, sonunda başarabilmişim..
bir de, bir hal tercümesi yazsalar keşke benimle ilgili.. yanlışları ve yanlış anlaşılmaları düzeltir eksikleri tamamlarım, söz veriyorum!

hayat ne tuhaf.. bir zamanlar şöyleyken böyle; şimdi böyleyken öbür türlü..

"eğlen güzelim gününü gün et,ben vaz geçmişken eğlen..."
dilime dolandı da bu pekkan şarkısı, bulup bi yerlerden dinlemeli.. bir zamanlar bu konuda bana yardımcı olan biri vardı.. rica etsem bulur mu ki.. yoo yoo, entellektüel (yada türevleri hiç farketmez) olma yolundaki birini böyle basit işlerle meşgul edemem, kendi işimi kendim halletme vaktim gelmiş! olur yada olmaz.. bir gün olan her gün olacak değil ya..

***
niye kırılgan bir yapım var bilmiyorum ki, elimde değil.. kırmamak o kadar zor mudur??

***
ve an gelir...

(not to be continued)

19 Mart 2008 Çarşamba

kahredenden ziyade sevilenden korkulur!

dün bizde keklik'in doğum gününü yâd ettik :p çünkü gerçeği geçmişti... iyi ki doğdun keklikim ;)

bugün de Hz. Peygamber (sav)inkini kutlayacağız...

Cümle mü'min adem ve havvaların "mevlit kandilleri" mübarek olsun..

O'nun(sav) sancağı altında buluşabilmek duasıyla...

***
Mefhar - i Mevcudât, Hazret-i Fahr-i Alem
Muhammed Mustafâ râ Salevât

Allâh adın zikredelim evvela

Vacib oldu cümle işte her kula

Allâh adın her kim ol evvel anâ
Her işi âsan eder Allâh anâ

Allâh adı olsa her işin önü
Hergiz ebter olmaya anın sonu

Bir kez Allâh dese şevkile lisan
Dökülür cümle günah misli hazan


***
Amine hatun Muhammed annesi
Ol sadeften doğdu ol dür danesi

Çünki Abdullah'dan oldu hâmile
Vakt erişdi hefte vü eyyam ile

Hem Muhammed gelmesi oldu yakîn
Çok alametler belirdi gelmedin

Ol Rebiul evvel ayı nicesi
On ikinci gice isneyn gecesi

Ol gice kim doğdu ol hayrûl beşer
Anesi anda neler gördü neler

Dedi gördüm ol Habibin ânesi
Bir acep nur kim güneş pervanesi


Süleyman Çelebi....Mevlid-i Şerif


18 Mart 2008 Salı

özetle...

cumartesi ve pazar akşamları nasıl mide spazmı geçirmediğime hayret ediyorum.. o kadar çok yedim ki.. tabir caizse çatlayana kadar.. hazırlanan herrşey süperdi..

cumartesi akşamki menü: kumpir, peynirli su böreği, tavuklu körili börek, tavuklu tel şehriyeli salata, elmalı kurabiye, muzlu yaş pasta yapmış z.abla.. hepsi harikaydı..

pazar akşamı ise içli köfte, dalyan köfte, tam kıvamında bir pilav, mercimek çorbası, amerikan salatası, çoban salata, vişne suyuyla birlikte çayın yanında ev yapımı yaş pastadan oluşan bir yemek yedik, muhteşem boğaz manzarası renk renk köprü ışıkları eşliğinde..

Rabbim her iki haneye de bereket ve huzur versin inşAllah..

***
Hayati O. Abiyle çok iyi bir muhabbet kurmuş.. "konuşurken zamanın nasıl geçtiğini anlamadım" dedi.. öyle ki muhsin babasına gelip "yumurcaklar için uyku vakti" deyince saatin 12 ye geldiğini anlamış :))

bizde de muhabbet iyiydi.. eslem de vardı, son gelişmelerinden haberdar olduk, herşey yolundaymış sevindik :) eslem bana çok beğendiğim ördekli sürahiden almış.. bu vesileyle hassaten teşekkürü bir borç bilirim ;) okumuyordur ama olsun, belki bi gün okur :p

***
süper ev hanımı oldum ben.. bugün bir saat içinde evi toparlayıp sildim süpürdüm vee hayatinin annaneleri gelecekti onlar için bişeyler hazırladım, kendimle gurur duydum yani :) e acemi olunca böyle oluyor, en ufak yaptığın iş bile gözünde koccaman oluyor, hihhii :)

***
saat gece ikiye çeyrek var..ve benim bugün olan yarında bir sunumum.. çalıştım mı? "..."

15 Mart 2008 Cumartesi

düne dair not:.. ve Galland

evet, yemek zevkindeki ıspanaklı peynirli börek tarifini yaptım ve çok güzel oldu Allah'a şükür :) bi kısır yapmaya niyetliyim ama hayırlısı.. ilk denemem oldukça başarısızdı.. lapa gibi bişey olmuştu.. oysa en basit salata olarak görürdüm neredeyse, annem sıksık süper yaptığı için.. hiç de öyle değilmiş.. ben de git gide ev hanımı modunda mutfak hallerini anlatan bloga çevirdim burayı:p neyse Galland'ın "İstanbul'a ait günlük hatırlar"ından bir kaç kısa not ekleyeyim de ilmi bi hava gelsin buralara :-D şaka bi yana bu kitabı pazartesiye sunumum var derste ve ben yine hala çalışmadım...

İSTANBUL'A AİT GÜNLÜK HATIRALAR

Galland’ın “İstanbul’a Ait Günlük Hatıralar” isimli 2 ciltlik eseri 1672 ve 1673 yıllarını kapsamaktadır. İncelediğimiz birinci cilde göre Galland Osmanlı toplumunun sosyal ve kültürel yaşamına dair izlenimlerine çok fazla yer vermemiştir. Genellikle sefaret ve saray erkanı etrafındaki siyasi gelişmeleri detaylı bir şekilde konu edinmiş, bununla birlikte çoğu günün hava durumundan da bahsetmeyi ihmal etmemiştir.

Galland’ın gözünde Türkler kaba ve Hz. Peygamber (s.a.v.) de yalancıdır. Buna mukabil, izlenimlerini aktarırken zat-ı şahane diye söz ettiği padişahın ihtişamını da uzun tasvirlerde bulunarak gözler önüne sermeye çalışmıştır. Kitabın muhtelif yerlerinde zorla Müslüman yapılarak sünnet edilen ya da Müslüman olmadığı için işkenceler yapılarak öldürülen ecnebilerden bahsetmiştir. Bunların dışında yer yer o dönemin kültürel hayatını etkileyen kitaplardan söz etmiş ve kimisi hakkında tafsilatlı açıklamalarda bulunmuştur.

Antoine Galland, eserinden yaptığımız çıkarımlara göre Müslümanlara pek hoş gözle bakmamaktadır. Zira hemen hemen olumlu olarak söz edebileceğimiz hiçbir örnek yokken Türklerin ecnebilere karşı takındıkları doğruluğu şüphe götüren pek çok nahoş tavrı günlüğüne taşımıştır.

26 Temmuz 1672 Salı günü , yazar Türklerin 5 veya 6 yaşındaki küçük bir yahudiyi zorla Müslüman yapmalarından söz ediyor. Yine benzeri bir vak'ada, Türkçe okumayı öğrenmiş bir Rum’a birkaç Türk kelime-i şehadet yazılı bir kağıdı okuması için vererek kendilerine delil göstermesini istemişler. Rum delikanlı da bunu okuyunca kaptıkları gibi kaymakama götürmüş ve Müslüman olduğuna dair şehadette bulunmuşlar. Rum bunun aksini iddia ettiyse de muvaffak olamamış ve derhal sünnet ettirilerek başına da sarık sarılmış. Genç ısrarla Türk olmayı istemediğini söyleyince de kaymakam tarafından da kanlı çukura attırılmış.

İstanbul’a ait günlük hatıralar kitabında bahsedilen konulardan biri de Osmanlı toplumunun savaş esnasında ordularına manevi destek olarak dualar ettiğidir . Galland, bizzat IV. Mehmet’in de iştirak ettiği Osmanlı Lehistan savaşı esnasında Türklerin sokaklarda bir nevi resmi geçitler yaparak ordularının muvaffakiyeti için dualar ettiklerinden bahsetmiş. Yine aynı sefer esnasında o zaman yapılan takribi hesaba göre ayakta 60 bin , dizlerinin üzerinde oturarak 40 bin kişi aldığı belirlenen Ayasofya’da ve at meydanına kadar tekmil civar yollar da dolmuş olarak Osmanlı silahlarının zaferi için umumi dua yapılmış.

Galland, seyahatnamesinde Sabbatay Sevi yahut diğer adıyla Aziz Mehmet Efendiden söz etmiş. Sabbatay Sevi’nin İstanbul’a gelişi ve etrafında cereyan eden olayları kaleme alarak Türklerin ona olan yaklaşımlarını (en azından o gün için) hürmet dolu olduğunu belirtmiş.

falan filan..

Galland için bu kadar yeter, ama yabancı sefir ve seyyahların Osmanlı dönemiyle ilgili kitapları gerçekten çok ilginç, okunması tavsiye edilir. Özellikle Busbecq'in Türk Mektupları enteresan bilgiler içeriyor cidden..

***

yeşil yol'u beğendim, genelde ütopik, fazlaca hayal ürünü olan filmlerden pek hoşlanmasam da bir başak burcu olarak.. oldukça duygusal bir filmmiş.. özellikle elektrikli sandalye idamlarının olduğu sahneler çok etkileyiciydi.. bu idam olayının acısız şekli yok mudur, diye düşünmekten alamadım kendimi.. insanoğlu hakikaten çok gaddar olabiliyor, bir insan can çekişirken izleyebiliyorsun..
bana bi ara, tosbaga.net miydi adresi tam hatırlamıyorum, bi insanın canlı canlı boğazının kesilişi ve boğazı kesilen kişinin yalvarışlarından oluşan bi vidyo izletmeye çalışmışlardı.. tamamını izleyemedim tabiiki, sadece bir kısmına bakabildim.. baya bir etkisinde de kalmıştım.

***

akşam mandalinlerdeyiz inşallah.. ilk akşam ev oturması gezmemiz sayılabilir, akrabaları saymazsak.. z.abla maharetli elleriyle neler yapacak çok merak ediyorum :)

14 Mart 2008 Cuma

hayır! ben hala Bursa-lı-yım!

çok duygusal anlar yaşıyorum. bugün sabahtan aylardır niyetlenip bir türlü gerçekleştiremediğimiz nüfus cüzdanlarımızı değiştirme projemizi uygulamaya koyduk.

muhtarda gerekli evrakları doldurmasını beklerken, baktım kadın hayatinin nüfus cüzdanına bakarak benim evrağı dolduruyor.. "yanlış yazıyor sanırım ama neyse işine karışmak gibi olmasın" deyip sesimi çıkarmadım. evraklar doldu falan çıktık, bir bakarım ki benim kayıtlı olduğum il Antalya olmuş.. şok oldum resmen.. babamla annem aynı şehirden oldukları için daha önce farketmemiştim böyle bi değişiklik olduğunu.. zannediyorum ki bi soyadım bi de medeni halim değişecek.. garip bir duygu, daha soyadımın değişmesine bile alışamadım.. sordukları zaman yada bir yere adımı soyadımı yazacağım zaman bi duraksıyorum önce..

bu arada eski n.cüzdanımın hatıra kalsın diye renkli fotokopisini çektirmeye niyetlenmiştim ama dar vakitte yapınca böyle şeyleri fırsat olmuyor malesef.. hey kızlar ben yapamadım gari siz yapın ;)

***

"kasımda aşk başkadır"ı izledim bi kaç gün önce.. klasik bi aşk filmi.. yorulmadan düşünmeden izleyebileceğin bir film, eğlenceli vakit geçirmek için.. popüler filmleri izleyememek kitapları okuyamamak gibi bir sorunum var.. aradan epeey bi zaman geçtikten sonra izliyor-okuyorum..

stephen kig'in "yeşil yol"u da bi klasik derler, çok methini duydum.. birazdan onu izleyeceğim, bakalım nasılmış..iş yaparken birşeyler izlemeyi seviyorum.. ıspanaklı börek yapmaya niyetlendim.. komşumun tabağı kaç zamandır bende. verirken çok utanacağım kesin ama boş vermek istemedim, fırsat bulup adam aklıllı bişeyler de yapamadım, koşuşuturmacadan.. değişik tarifler var mı diye yemekzevki ve portakal ağacına bakacağım. iyi ki varlar : )) yeri geliyor, bildiğim bi yemeğin tarifine bile açıp baktığım oluyor hani :p varsa onlar nasıl yapmışlar diye.. ama asıl kafamdan uydurarak yemek-pasta-börek yapmayı daha çok seviyorum ve fena da olmuyorlar hani :-)

9 Mart 2008 Pazar

istanbul'u seviyorum..

enteresan bir durum bu! sanki şehirler arası uzak mesafeye gitmişiz de dönmemiz zormuş gibi 2 gecedir ailelerde kalıyoruz (bir gece birinde diğer gece diğerinde), altımızda araba olduğu halde.. :-)

***
Allah razı olsun perşembe günü keklik bana eşlik etti, mandalina da sonradan aramıza katıldı.. ikinizi de seviyorum arkadaşlar ;)

***
seni daha çok seviyorum hayati :p
cumartesi akşamüstü kız kulesi civarında hayatiyle birlikte arz-ı endam eyledik.. gün batımı kızıllığı ve sonrasında ışıklistanbul harikaydı.. çekirdek ve sütlü neskafe.. çok uyumlu bi kombinasyon değil ama güzeldi yine de..

***
dün gece erkek kardeşimle skypeden halleştik, yarım saat 45 dkka civarı.. hastalanmış kerata, üzüldüm haliyle.. uzakta olunca insan kendini daha çaresiz hissediyor.. neyse iyiymiş şimdi hamdolsun.. bir sene daha oralarda kalmaya niyetli gibi, annem olmaz diye heyecanlandı önce ama n'apsın :) hayırlısı.. döndükten sonra yüksek için gider belki, nasip..

***
sözümona döneme hızlı giriş yaptım, anlatmak için konu aldım ama saat gecenin onikibuçuğu, doğru düzgün çalışmadım henüz.. can çıkar huy çıkmaz!

6 Mart 2008 Perşembe

zikzaklarla geçer ömür

eskiden hergün iki yaka arası koştur koştur okula gider gelirdim ve bu o kadar da zor gelmezdi. 11 yılın getirdiği bir alışkanlık mı bilemiyorum tabi. şimdi okula yürüyerek 15 dk.ka mesafeden gidip geliyorum. tembelliğe o kadar alışmışım ki karşıya geçmek aşırı derecede zor geliyor. hadi o bir yana mandaline giderken otobüsle gideceğim süre bile gözümde büyür hale gelmiş durumda.

neyse efendim, muhtardan ikametgahımı değiştirmek amacıyla alacağım nakil belgesi için, kalktım yollara düşüp karşıya geçtim. muhtar belgeyi hazırlarken üç-beş kelam etti benimle ilk defa. oysa ben asık suratlı, konuşmaktan pek hazzetmeyen biri olarak düşünmüştüm her seferde. çoluk çocuğundan torunlarından bahsetti. bana mutluluklar dileyip, "sen evlenince en çok annen mi baban mı üzüldü" diye sordu :) genç gösteriyor ama 32 yaşında torunu varmış. gerçi saçlar da boyalı tabi, orası ayrı :)

anneme de uğrarım diye heveslenmiştim ama haber de etmedim geleceğim diye, çıkarken aramadım da. sonuç elimde fırından aldığım sıcak simitlerimle kapıda kalakalmak oldu. üzülmüş annem de, kızdı bana niye haber vermedin diye. nasip..

*****

kızlar mandalinlerde buluşup kalacaklar bu gece. ben gidemiyorum. evlilik böyle bir şey! eskiden okuldan eve "ben bu gece yokum" diye bi mesaj yollardım yada arar söylerdim, o kadar. hey gidi günler..

5 Mart 2008 Çarşamba

neden

insanın canı biraz sıkkın olunca hiç bişey avutmuyor.. en sevdiğin şeyler bile..

morali bozulunca böyle zamanlarda kendini işe verenler, bissürü işe bi anda yapıp çıkaranlar biliyorum.. hırsını işten alıyor kısacası.

keşke ben de öyle olsaydım..ters teper bende, yerimden kıpırdamak bile istemem, pek konuşmak da.. işte bu yüzden evdeyim.

facebook vesilesi

facebook olayına ön yargılıydım.. üye olmak gibi bir niyetim yoktu ama eski okullarımdan arkadaşları görünce dayanamadım..

üye olduktan sonra haliyle insan isim arıyor; okul gruplarının fotoğraflarına bakıyor, tanıdıklarının arkadaş listelerini karıştırıyor, yeni bir tanıdığa rastlar mıyım diye falan..

sonuç olarak epey kişiye rastladım.. güzel olmasını güzel de, özellikle ilkokul arkadaşlarının eski masumiyetlerinin kalmamış olduğunu görmek insanı hayli üzüyor.. kiminin elinde bira bardağıyla fotoğrafı, kimi bir kızla sarmaş dolaş, kiminin o biçim kıyafet ve saç modelleri, sair..

müjde ar ntv'deki programında, facebookta eski arkadaşlarını bulmak istemediğini, çünkü onları yaşlanmış halde görünce hüzünlendiğini söyledi. sanki birlikte bir film çevireceklermiş de onlara yaşlılık makyajı yapılmış gibiymiş, falan.. bu arada kendini de hala 18lik kız gibi zannediyor olsa gerek :)) neyse işte.. çoook uzun yıllar görüşmediğin arkadaşların hayallerindeki gibi kalsa daha güzel sanırım.. yoksa "dumur" durumu çok doğal olsa gerek.

hasıl-ı kelam, şuraya geliyorum ki, dün yani 4mart tarihinde ilk facebook buluşumu ortasondaki en samimi arkadaşım nazlı'yla yapmış bulunmaktayım.. onun vesilesiyle fatıma diye bi arkadaşıyla da tanıştım flickrdan bildiğim :) elbetteki eskiyi yad edip son dedikoduları paylaştık.. evlenen evleneneymiş bu aralar.. herkese haklarında hayırlısı.. paşalimanında güzel bi ikindi sonrası geçirip ayrıldık.. bakalım bir daha görüşmek nasip olacak mı.. nasip bu, belki bir daha hiç görüşmeyiz.. zira evveliyatında ne kadar samimi olursan ol artık köprünün altından çok sular akmış oluyor, eski samimiyet devam edemiyor malesef.. herşeye rağmen dün de mazide kalan bendeki güzel izlerden biri olack... vesselam

başlık maşlık yok

uffffffffffffff

ufffffffffffff

ufffffffffffffffffffffffffff..........

istemiyorum.. ağlamak istemiyorum... renklisinden falan da istemiyorum..

iyiyim ben!!
iyiydim yani...

4 Mart 2008 Salı

Bi ismi Allah;

dedik bakalım:

-hoş geldiiim..
-hoş bulduuum..

hayr Allah hayr.. ruznâmeme nam-ı diğer günlüğüme nam-ı diğer bloguma hayırlı uzun ömür diliyorum.. bakalım benim gibi sıkılgan biri ne kadar devam ettirebilecek..