23 Aralık 2014 Salı

Pazar günü

Soğuk Ellere Sıcak Yürekler Dokunsun Diye Kış Kıyafet Etkinliği vardı Bi Damla Umut sosyal platformunun.. Kirazzade'nin facebook üzerinden daveti ile haberdar olup dahil olduk.. çocukların yaş ve ölçülerini veriyorlar, ona göre mont, bot, atkı-bere-eldiven alınıyor ve görevlilere teslim ediliyor.. pazar günü de bir program sonrası hediyeler sahiplerine veriliyor..


program çocuklara yönelikti tabiiki.. z.sare için vakit gayet keyifli geçti doğrusu.. ilk önce hiçbir oyuna dahil olmadı, utandı, çekindi.. fakat sonlara doğru "bütün çocuklar eğleniyor ama ben eğlenemiyorum" deyince aldığı gazla palyaçonun oyunlarından birine dahil oldu nihayet.. bacakların arasında zıplaya zıplaya balon taşımak onun için zordu, arada kaçırdı-yakaladı ama bunca kalabalığın önünde sahneye çıkmak , kendisi gibi aşırı utangaç biri adına gerçekten büyük bir adım oldu..

bu açılımdan sonra en son kısımda bütün çocuklarla sahneye de çıkıp zpıladı oynadı.. kız çocuğunun utangaç olması iyidir de herşeyin fazlası gibi bunun fazlası da sıkıntı olabiliyor zaman zaman :) onun için de bizim için de.. çünkü kendi kendisini kısıtlıyor bu durum..

ufaklığa gelirsek, minnakı zapt etmek zor oldu baya.. fır fır döndük sayesinde, biraz salonda biraz salon dışında.. tam bir atom karınca, yemek yeme hariciyse bir dakika oturmaz.. gelecekte annesine yardımcı olurken de aynı performansı sergiler umarım :)

12 Aralık 2014 Cuma

Taslaklar-2

(16.01.2009)


ihh yardım topluyormuş şu anda.. ne güzel..

pazar günü de yürüyüş olacakmış Mecidiyeköy'den Altunizade'ye..


bu yürüyüşlerin, mitinglerin ne kadar faydası oluyor bilemiyorum.. ırak savşında da yapıldı.. sonuç?? tepkili olduğumuzu, amerikanın yaptığını milletçe kabullenmediğimiz gösterdik de savaş durdu mu, ya da sonrasında halka yapılan zulme engel oldu mu?? hiç sanmıyorum.. bu demek değil ki yapmayalım, ama barbarlar aklına koymuşsa senin mitingini falan önemser mi.. keza israil o kadar gösteri vs. den sonra uluslar arası savaş hukuku ihlal etmekten bile vazgeçmedi..

yine de pazar günü gitmek istiyorum inşallah hava müsait olursa :) ama dua ile birlikte daha etkili birşeyler yapmalı.. mallarını boykot etmek gibi.. alışveriş merkezlerinde yahudi markaları önünden geçerken mağzaların dolu dolu olmasına sinir oluyorum..


gerçi biz de garip bir milletiz.. boykot etsek de, savaş bitsin, kaldığımız yerden kullanmaya devam ederiz yine, hepsini..


ele kına...



bu yazının üstünden geçen zamanda köprünün altından çok sular aktı.. o sularla birlikte bir Mavi Marmara gemisi de geçti köprünün altından; hüzün, gurur ve cesaret veren hikayesiyle birlikte.. yukarıdaki yazıda bahsettiğim daha etkili birşeyin karşılığı tam da Mavi Marmara olmalı ..

çok eski ve bilindik bir vakıa ama benim bilmediğim- haberdâr olmadığım kısmı, bir anıt dikilmiş İspanya'da onun adına..



"Mavi Marmara gemisinde İsrail askerlerinin operasyonu sonucu hayatını kaybeden 9 Türk vatandaşının anısına, heykeltraş Roxanne Robinson ve Arevalo Beteta tarafından hazırlanan bir anıt İspanya'nın başkenti Madrid'de dikildi. Bu anıtta "Filistin'i tasvir eden yıkık dökük duvarların önünde masum bir çocuğun, insani yardım malzemelerinin yüklü olduğu "Mavi Marmara" gemisini sulara bırakması" heykelleştirildi."

7 Aralık 2014 Pazar

153 beyaz masa acil

hava bugün harikaydı, bahar gibi.. 18-19 dereceyi buldu bi ara hatta.. kahvaltıdan sonra dışarı çıkmak için ben üşensem de ve pazar kalabalıktır her diye pek heveslenmesem de çocuklar adına hadi dedik, niyetlendik.. çoktandır bisiklet sürmeyen z.sare için maltepe sahilindeki yeni yapılan büyük parka gitmeye karar verdik, ikindi sonrası..

tabiiki hava güzel diye heryer trafikliydi.. adım adım 10-15 dk.lık yolu 45 dk.- 1 saat civarında gitmişizdir sanırım..


çok güzel bir park yaptılar Maltepe sahiline, doldurma usûlü.. Avrupa'nın en büyüğü imiş..

yazın gidişlerimizde park tamamlanmadığı için mi bilmiyorum bir ücret yoktu.. bu gidişimizde ispark'lamışlar o parkı da.. e tamam dedik, kartımızı aldık, girdik, dolaştık ama çıkmak ne mümkün.. onlarrca arabanın çıkışı tek bir yerden, bir gişeden olunca.. bekle Allah bekle.. kornalar kornalar.. kimi çimenlerin üstünden kaldırıma geçip atlar, arabaların altının sürtmesi pahasına falan.. eminim pek çok kişi de içinden küfür kıyamet gitmiştir :) zira bir iki arabalık yer gidiyorsun sonra kapat kontağı bekle..

n'apsak n'etsek derken arayalım şikayet edelim dedim.. beyaz masa acil 153ü aradım, şikayetimi ilettim, az biraz ajitasyon da yaptım "çocuklarla kaldık, çıkamıyoruz, kurtarın bizi" gibisinden :D sonra bir 10 dk civarında akmaya başladı trafik birden.. baktık adam sayısı artmış, dışarıda görevliler ücret alıyor ve girişten de arabaları çıkartıyorlar..

demem o ki, bir sıkıntı anında küfretmektense icraate geçmek iyidir.. şunu anladım bir de, beyaz masa ile ilk tecrübemdi, hep duyardık ama bir işe yarayıp yaramadığı konusunda pek fikrim yoktu, yarıyormuş ;)

25 Kasım 2014 Salı

takdir meselesi

bu ara hastalıklardan muzdaribiz.. hepimiz ortalama da grip geçiriyor gibi gözüksek de şahsî olarak ZSare alerjik öksürikten Mehlika da kulak iltihabından sıkıntılı aynı zamanda.. bunlara da şükür elbette, Rabbim dermansız dert vermesin..


yakın çevremizde kızları götürdüğüm bir bayan doktor var.. kendisi hem görüntü olarak hem de mizacen gayet sert ve azıcık da korkutucu bir tip olsa da :D teşhis ve tedavi konusunda beni tatmin ediyor.. başka bir doktora gitme durumumuz olmuşsa genelde içim rahat etmez.. hem çok güzel muayene ediyor hem de mümkün olduğunca dikkatli ilaç veriyor..

kendisi farklı biri olduğu gibi değişik düşünceleri de yok değil.. aşılar mevzusunda kafamın epey karıştığı günlerden birinde gittiğimiz bir muayene esnasında aşıların güvenilirliğini sorduğumda en az 10 dakika açıklama yaparak şu cümleyi kurmuştu: " hükümetin hiç bir politikasını beğenmem ama tek beğendiğim icraatleri var o da aşı mevzusudur."

kesinlikle aşıların yaptırılması taraftarı.. aşıların eskiden civa içerdiğini fakat şuanda civanın kullanılmadığını ayrıca aşıların Çinden gelmesi gibi bir durumun söz konusu olmayıp Pasteur Enstitüsü'nden alındığını -kaydetti- diyesim geldi :)

bir diğer ilginç yaklaşımını da dün öğrenmiş bulundum..  Mehlika'yı muayene esnasında söz D vitaminine geçti, ordan bendeki d vit. eksikliğine geldi -geçenlerde yaptırdığım tahlilde 10,6 çıkmıştı- "tabi, siz kapalısınız mutlaka vitamin kullanmalısınız, yeterince güneşten faydalanamıyorsunuz.. zaten dine dair herşey akla mantığa uygun ama benim tek anlamadığım şey var, o da bu konudur, bu kadar önemli bi vitamin sadece güneşten alınırken neden kadınlar her tarafını kapatmak zorunda, ben bunu kabul edemiyorum" tarzında cümleler kurmaya çalıştı.. cevap vermeye çalıştım ama anlamaya hevesli olmayana anlatmak zor, uzatmadım..


herkesi anlayabilirim de doğumu-gelişimi-ölümü dahil herşeyiyle, her uzvuyla tam bir mucize olan insan bedeni üzerinde çalışan doktorların atesit olmalarını ya da dini yaşantıdan uzak kalmalarını anlayamıyorum.. işte bu noktada, tam manasıyla, imanın nasipten öte bir yol olmadığını görebiliyoruz aslında, olay bundan ibaret..

23 Kasım 2014 Pazar

taslaklar-1

2008 yılından beri yazmaya başlayıp da tamamlamadan bıraktığım 18 adet yazı mevcutmuş.. bunlar şimdi yayınlansın bari ;)


****

(mart 2008)
genelde haftada bi kaç film alıp izliyoruz.. bazı hafta sonları da sinemaya gidiyoruz. geçen hafta cevahir'de stephen king'in " the mist" öldüren sis'ini izledik. ben beğendim, genelde olumsuz yorumlar yapıldıysa da.. biraz hayal gücüne hitab ediyor yaratıklarıyla falan ama duygusal içerikli bir film aynı zamanda..


ben efsaneyim'i de beğenmiştim ben yine benzer şek...

vay, haftada bir kaç film izlermişiz o zamanlar.. şimdi haftalarca bazen aylarca film izlemediğimiz oluyor..

****

(08.05.2008)
koca yüksek lisans ders dönemi bitiyor, isam'a gitme sayım bir kaç seferden fazla değildir herhalde.. eskiden merakla daha çok giderdim, hey gidi.. bugün gittim sonunda.. aslında ders çalışmak araştırma yapmak için çok uygun ortamı var da, ben de bu üşengeçlik olmasa.. bir üst dönemden bir arkadaşla karşılaştık.. nişanlısı hollanda'da yüksek yapıyormuş...


ne anlatacakmışım merak ettim :)
sonra yumurta kapıya dayanınca gitmek istediğimde de şartlar elvermemişti bu sefer.. neyse bir şekilde bitti gitti aralık 2010 itibariyle, elhamdülillah..


****

(28.08.2008)
sonunda annemleri de, bir bursa dönüşü, pazartesi günü ağırlayabildik..


"şu gün bu gün gelsinler, niye gelmiyorlar, ne zaman gelecekler" diye söylene söylene ben yorulmuştum..

----
pazar günü yuşa tepesine gittik..

yuşa tepesi deyince, aklıma bi şimdi prof. olmuş dinler tarihi hocamız ismail t. bir de üni.nin son günleri sınıfça gittiğimiz gün gelir..


****

(14.11.2008)
bir keresinde okuldan çıktık arkadaşlarla bağlarbaşına yürüyoruz.. istisnasız herkes bana bakıyor.. Allah Allah diyorum, ne var noldu?? ama aklıma da bir şey gelmiyor.. sonra elimi başörütmü düzeltmek için bir attım ki, şapka başımda çıkmışım :))

neydi o günler, şimdi herkes rahatça girip çıkıyor okula.. bunca rahatlığa kavuşmuşken yapılan haksız eleştirilere çok üzülüyorum..

21 Kasım 2014 Cuma

7 Kasım 2014- Atatürk Arboretumu

annemlere uzak oturduğumuz ve eşimin ailesine yakın olsak bile annesi bir takım ağrıları sebebiyle pek çocuk bakacak kıvamda olmadığı için, çocukları bırakıp gezmek gibi bir lüksümüz olmuyor malesef..

geçenlerde hafta içi gündüz annemlere gitme fırsatı bulunca çocukları bırakıp yakınlarındaki Atatürk Arboretumu'na gittik.. sonbahar mevsimini dört dörtlük yaşatan çok güzel bir mekanmış..



mekanı gezerken bu evde yaşadığımızı ve arboretumun da evimizin bahçesi olduğunu hayal etmedim değil :))


çok güzel kişisel fotoğraf çekilecek alanlar mevcuttu, ben de hatıra kabilinden bu fırsatı kaçırmadım elbette ;)


tam bir renk şöleniydi arboretum.. sanki bir taç gibi süslenmiş bu dala bayıldım..



gelin ve damatların en çok fotoğraf çekindiği yerlerden birisi.. çok yorulduğum için bu yolu yürümek kısmet olamadı maleseff..






bu fotoğraf bana bir zamanlarki flickr yolculuğumuzu anımsattı.. yıllar yıllar geçti, hoştu, güzeldi..



kadrajda iki tane gelin damat var.. en çok kullanılan dış mekanlardan biri sanırım arboretum.. hafta içi olmasına rağmen kaç tane çift gördük hatırlamıyorum.. ve fakat dış mekan çekimleri çok komik yau, çiftleri şekilden şekile girerken görmek çok komik.. etraflarında insanlar varken o pozları nasıl verebiliyorlar bilemiyorum :D





bir fotoğrafçı kolay olunmuyor :)





bu yola bayıldım, filmlerdeymiş izlenimi veriyor yürürken.. fotoğrafçılık çok güzel ama bazen de ortamı yaşamaya, hissetmeye engel oluyor diye düşünüyorum..


tabii ki tarihi bir çeşme değil ;) ama ortama uygun bir çeşme tercih edilmesi hoş olmuş..

2 Kasım 2014 Pazar

geçmiş zamanlar oldu ki..

Bir "yarın ya da bugün itibariyle 10 muharrem" yazısıyla daha buradayım.. Madden mânen yorgun hissettiğim bir dönem ki çabuk geçer inşallah.. hüzünlü ve hayırlı işlerin aynı güne tevafuk ettiği bugün hepimiz için hayırlı sonuçları olacak şekilde vukû bulur umarım..

pek takipçim kalmamıştır artık ama verdiğim ara itibariyle eskilerden denk gelen bir kaç kişiye en kötü ihtimalle geri dönüp okuduğumda kendime kısa bir özet geçmek gerek ;)


*artık 4 kişilik bir aileyiz..  geçen sene 24 ekim'de minik bir kuş daha katıldı aramıza.. ilki gibi sever miyim diyordum, seviliyormuş  :)

ismini mehlika koyduk.. ilk duyanlardan bir kısmı anneanne-babannesinin ismi mi diye soruyor.. kimisinin çok hoşuna gidiyor.. bazısı "hmm eski bi isim, nerden koymak geldi aklınıza" diye sorarken bazısı da ikinci defada hatırlamakta zorluk çekiyor, misal dedelerinden biri gibi ki bu isme alışması baya zor oldu..


by anası :p

hareketliliği, yapısı, asabiyetli hali ile ablasından çok farklı mehlika.. şuanda tam bir yaşında.. sarhoş gibi sallana sallana evin içinde dolanan; dışarı çıktığımızda kesinlikle zapt olunamayan; yeni yeni, açık seçik ve bilinçli olarak durmadan yüzüme bakıp anne diyen; gerekirse tabure taşıyarak, şayet varsa çekmecelerden tırmanan hareketli mi hareketli bir yavru kuş.. hep derdim, hareketli çocuk severim diye, severim sevmesine tabi de zormuş baya :) ablası pek hareketi sevmeyen, parkta bile oynayanları izlemeyi tercih eden bir çocuktu ki şuanda eskiye nazaran az biraz açıldı elh.

*zeynep sare kardeşini heycanla bekledi ama büyük kıskançlıklar da yaşadı ki hala biraz törpülenmiş şekilde devam ediyor.. tabii bu bana aşırı derecede bağlı olmasıyla ilgili bir durumdu.. şiddetli ağlama krizlerini, kardeşine kafasından ısırmaya çalışmak vb şekillerdeki zarar verme gibi durumları yardım aldığımız bir pedegog sayesinde baya hafiflettik çok şükür.. bir sıkıntı varsa mutlaka o işin profesyonellerinden ki bu tabiiki hayata bakış açımızın paralel olduğu bir insan olacak, yardım almalı.. 

*geçen sene pedegog önerisiyle göndermediğimiz zeynep sare artık bu sene okullu daha doğrusu yuvalı ;) çok hevesli başlayıp hevesi çabuk söndü.. Allah'tanki fazla arıza çıkarmıyor, sabah yataktan kalkma zorluğuyla "ben bugün gitmiiicemmm"leri saymazsak.. 


by babası ;)

babannesi bugün "istersen gitme artık okula" demiş.. "ben de istemiyorum ama annem kabul etmiyor"diye cevap vermiş :) eli mahkum :D okullu çocuk iyiymiş, mehlika da bir an evvel büyüse de onu da sepetlesem okula nihahaha :)) 


şaka maka baya yazmışım.. hadi daim olsun inşallah..

23 Nisan 2013 Salı

çok şeyler oldu yazmayalı..

araya mutluluk veren bir umre, üzüntü veren bir hırsızlık vakası sıkıştırdık.. ve daha başka şeyler, burada bahsedemeyeceğim..

bu bir ön giriş olsun ki, yazmam için teşvik olsun..
yoksa yazmadıklarım için pişman oluyorum..

1 Aralık 2012 Cumartesi

pilates

bu 3. hafta, pilatese gidiyorum, cumartesi-pazar günleri..

sabahları yataktan, hiç dinlenmemiş olarak, ağrılarla birlikte kalkıyordum bayadır.. sırt ağrılarım artık dayanılmaz bir hal almıştı.. yüksek lisans teziyle başladı bu ağrılar, z.s.'nin katkılarıyla zirve yaptı.. doktora gittim; ağrı kesici bir bant yapıştırdı, kas gevşelten hap ve kremle birlikte bazı hareketler içeren bir kağıt verdi.. o hareketleri yaparsam 3 ay içinde sonuç alırmışım..

3 ay gözümde büyüdü tabi.. fizik tedavi süreci hızlandırıyormuş ama 40 yaşından gençler için pek tavsiye de etmiyorlar.. şimdiden başlarsan sonra önünü alamazsın dediler, vücudu alıştırıyormuş.. akupunktur ve bioenerjiye mi gitsem, n'apsam- n'etsem derken, eşimin annesinin tavsiyesiyle pilatese başladım.. iyiki başlamışım.. malum şahıstan dolayı adını çok duyduğum ama hiç izlemediğim-görmediğim nasıl yapıldığını bilmediğim bir spordu kendisi.. ilk dersten itibaren baya rahatlamış hissettim kendimi.. tabiiki bir anda geçmiyor ağrılar ama kaslarım açılmış ve daha dinç durumdayım; duruşum, oturuşum bile bir şekil aldı.. sadece ağrısı, kilosu ve sırt eğriliği gibi belli şikayetleri olanlar için değil sağlıklı kişiler için bile daha esnek, daha dinç olabilmeleri açısından herkese tavsiye ediyorum, şimdilerde..

24 Kasım 2012 Cumartesi

hayırlı günlerden bir gün




yazdıkça yazasım geliyor, yazmadıkça yazmayasım..

yarın ya da bugün itibariyle 10 muharrem, yani aşure günü.. pek çok hayırlı ve aynı zamanda hüzünlü olay bugüne tevafuk etmiş..

bizim açımızdan da bazı dargınlıkların tam manasıyla sona erebilmesi adına yarın hayırlı bir gün olacak inşallah.. bu da burada kayıtlara geçsin..


bereketli bir sene geçirmek için eve ufak tefek erzak almayı, sevdiklerimizi sevindirmeyi, akraba ve hasta ziyaretini, oruç tutmayı, sadaka vermeyi, gusletmeyi ve bolca selam vermeyi, bol bol dua etmeyi ihmal etmeylim, inşallah..