31 Aralık 2008 Çarşamba

hz.isa 2009 yaşında..

zeynep rumeysa (13:02):
hümeyra akşam nabünüz? :D
ayşe hümeyra (13:04):
bilmeyrum
noldu :-)
zeynep rumeysa (13:04):
yılbaşı ya ondan dedim, kutlama falan :p
ayşe hümeyra (13:05):
taksime gidecektik ama kutlama yokmuş bu sene :p
biz de çerezimizi düdüğümüz fln alıp
tv seyredemeyeceğiz
çünkü yok :)
bilmem hayati
iyi olursa belki alışverişe gideriz
ayşe hümeyra (13:06):
k. pederim kötü hissederse belki oraya gideriz
belki de
mısır patlağı yer film seyrederiz
ya siz
zeynep rumeysa (13:07):
napcaz hİÇ :-)
ayşe hümeyra (13:08):
rumeysa bu kısmı
bloguma koyabilir miyim ;)
zeynep rumeysa (13:09):
koyy, sen yazdın zaten daha çok ben bişi yazmadım
kaç gündür evdeyim sıkıldım
zeynep rumeysa (13:09):
marketefalan gitsek bi ara dedim ablama. "ne zorumuz var bu havada?" dedi
ayşe hümeyra (13:10):
doğru demiş :)


kısacası yılbaşı dediğin bizde böyle geçer.. sıradanın da sıradanı bir gün, bir akşam gibi..

27 Aralık 2008 Cumartesi

gel vatandaş gel, komediye gell!!

videonun sunum şekli aynen şöyle; "Tüyleriniz diken diken olacak, gözleriniz yaşlanacak.."
artık bilmem siz ne düşünürsünüz...


Bu alan Flash 7 veya daha yüksek eklenti gerektiriyor. Yüklemek için tıklayınız!

24 Aralık 2008 Çarşamba

comunicazione

Dear meyra,
We would like to inform you that our office will be closed from the 24th of December 2008 to the 6th of January 2009.

Merry Christmas and Happy New Year.
ShinyStat Staff

Best regards
ShinyStat Team
--
Shiny S.r.l.

Management and Sales
=======================================
Via Magliotto, 2 - Palazzina Branca
Campus Universitario
17100 Savona (SV)
Italia

merry christmas you too, sihnystat :)

***
3 gündür evden dışarı adım atmadım..
insanın evde durdukça durası geliyor,
yani benim..
çıktım mı hep çıkmak..
uyudum mu hep uyumak..
uyandım mı hiç uyumamak..
istiyorum.
bir şeye dadandım mı gidyor..
kazandibi gibi.. uzunca bir zamandır başka hiç bir tatlıdan lezzet alamaz oldum sayesinde..

çok istikrarlıyım..
yada
istikrarsız..

22 Aralık 2008 Pazartesi

16 Aralık 2008 Salı

dinle göksel baktagir'den

bir kaç gündür bloga müzik nasıl eklerim diye çabalıyordum.. nihayet yan tarafa birşey koyabilmiştim fakat çalışmıyordu.. sonra baktım çalışacak gibi, bir takım değişiklikler mevcut.. ama bu sefer de 3-4 kere tıklamadan açılmıyor.. neyi eksik yapıyordum, derdi ne bilmiyordum, ama sonra değiştirdi hayati sağolsun, şimdi en altta koyduk çalışıyor :) herneyse..

***
salı günü yine zor zahmet hocayla görüşüp değiştirmek istediğim konuyu verdim.. cumaya kadar inceleyip yüksek lisans tezi kalitesinde bir çalışma yapılıp yapılmayacağına karar verecek, İNŞALLAH.. olsun istiyorum ama çok da ümitli değilim açıkçası.. 600 sflık kitaptan 150 sayfaya geçince attan inip eşeğe binmiş değil yaya kalmış gibi olacak sanırım.. dili de diğerine göre çok kolay.. hasılı yine de şansımızı denemiş olduk..


***
geçenlerde nautilus'da yürürken kartal'dan hayran kitlesi yüksek olan bir edebiyat hocasını -edebiyat hocalarının hayran kitlesi her zaman yüksektir aslında:)- gördüm, daha doğrusu bana birinin baktığını hissettiğimde, farkettim.. bakmamla gözlerimi kaçırmam bir oldu tabi, çünkü çocuklar gibi ağzımın kenarlarına falan bulaştırmış bir şekilde çikolata yemekteydim, sıvı çikolata yemeye çalışmanın zararları.. :) hoca da beni hatırlamış olmalı.. değişmiş epey, kilo almış.. eşiyle yanlarında koşturan 4-5 yaşlarında bir de çocuk vardı.. yeni evlenmişti o zamanlar ve okula epey dedikodu malzemesi olmuştu bu durum.. "kiminle evlenmiş, nereliymiş, hanımı güzelmiymiş, falanca fotoğraflarını görmüşmüş, bıdı bıdı bıdı.."

bir de salı günü de capitol'de asfa'daki(orta okul) coğrafya hocamla karşılaştım, yıllaar sonra.. 10 yıl olmuştur.. konuştuk, geçmişi yad ettik, bugünü değerlendirdik.. yüzün hiç değişmemiş ama uzamışsın, dedi.. o zamanlar tıfıldım ben, beden dersi sınıf sıralamasında sondan en fazla 3.-4. oluyordum sanırım.. ama çok uzunlar vardı bizim sınıfta.. hele boşnak bir arkadaş vardı, orta-1deyken boyu 1.79du :) asfa'da değişmiş epey.. forma yok artık ama bizim zamanımızda gömleğin kolları bile yukarı doğru katlanamazdı.. hatırlıyorum bir keresinde hoca beni durdurup manşet kıvrımlarını açmış ve düğmelerini de ilikleyip, böyle olacak demişti.. e hoca gittikten sonra aynı hale döndürmüştüm tabi :) gömleğin "etekleri" kesinlikle dışarıda olmayacaktı, ingilizce hocası beni her ders uyarmaktan bıkmamıştı, sağolsun..

anılarım gözümün önünden bir bir geçerken yazıma burada son veriyoru....

13 Aralık 2008 Cumartesi

nihayet

işte bu... :)

şurdan burdan

çok içime sinmese de sanırım bir süre bu şablon ile idare edeceğim.. bazı özelliklerini değiştirmek isterdim ama html'sinden yerlerini bulabilmek çok zor..

***
google chrome'u sevdim.. explorerda alıştığım hatta çok sevdiğim bazı özellikleri olmasa da..
explorer'ın en favori özelliği bana göre sık kullanılanlar kısmıdır.. konularına göre klasör klasör ayrılmıştır siteler.. benim gibi tez canlı birisi için çok ideal kısacası.. ama sıksık takılıp kapanması en sinir olduğum yönü..
chromeda ise engellenen pop-upların sayfa altında küçücük şekilde gösterilmesi olayını çok beğendim.. çok kullandığın sitelerin sayfayı ilk açtığında kutucuklar şeklinde karşına gelmesi nispeten "sık kullanılanlar"a benzese de diğerinin yerini tutamaz.. "gelin chrome'u birlikte geliştirelim" sloganı var, google'ın.. bilgisayardan anlasam seve seve :)

***
oğuz aksaç'ı yeni tanıdım.. diğerlerini bilmem ama adıyaman diye bir türküsü var, güzelmiş..

12 Aralık 2008 Cuma

ve

ikincisi..

merak

deneme yanılma yapıyoruz template'de..
bakalım nerede duracak..

e bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıpmış :)

4 Aralık 2008 Perşembe

bayram şeker gibiyse ben mentollü alayım


etkileniyorum böyle şeyler görünce.. (kaynak)

hernekadar evimizde balıklarımız olsa da aman aman bir hayvan sevgim, ilgim yoktur.. belki merhamet diyebiliriz, bendeki duyguya..

geçen hafta, şirin bir vatozumuz vardı, onu da kaybettik.. sabah görünce çok kötü oldum.. akvaryumun içinden alamadım balığı.. akşama kadar- hatta gece- ölü balık yüzdü onun içinde.. ölüm anını görüce bir tuhaf oluyorum.. geçen senelerden birinde erkek kardeşim gittiğimiz tatil mekanında, eve balık tutup getirmişti.. geldiklerinde canlı gördüğüm için yemeyi içim almamıştı..

ve bir kurban bayramına daha ulaştık..
bir daha yazar mıyım, yazamaz mıyım bilmem ama herkesin kurban bayramı şimdiden kutlu mutlu olsun.. çocukları sevindirmeyi unutmayalım...
***
artık bana tez konumun ne olduğunun sorulmasından aşırı derecede usanmış bulunmaktayım.. ne cevap vereceğimi şaşırıyorum vallahi..

dün yine bir kitabın peşine düşmüşken, o kitapçı şu kitapçı telefon açarken,gülsem mi ağlasam mı bilemediğim şöyle bir diyalog gelişti:
-"nt" buyrun.
-iyi günler, ben y.z.y.'ın bir kitabı var mı diye soracaktım..
-hangisi?
-Hz. Muhammed'in doğumundan ölümüne kadar islam dini tarihi.
-bir bakalım.mmmmmmm... yok beyefendi..
- ":-S" peki teşekkürler, deyip kapattım ama bir taraftan gülerken bir taraftan geçmeyen gribime ağladım.. zaten nezle-grip olunca ister istemez her durumda gözlerin dolu olunca ağlayabiliyorsun :p

1 Aralık 2008 Pazartesi

sanırım çabalar boşuna.. artık kaldığım yerden devam etmeliyim, hayırlısı böyleymiş deyip.. yoksa bu gidişle tez bitsin derken iyice yüzüme gözüme bulaştıracağım..

cuma günü kuzenlerden bir kuzenin doğumgünü için toplanmışken, cumartesi de çatkapı benim hicri doğum günümü kutlamaya gelmişler, ellerinde pastayla.. kızlara "doğum günleri turmesine çıktınız galiba" dedim :) çatkapılar güzel oluyor.. tabi hepten hayatı akışına bırakmamışsan.. hadi hristiyanlara göre değil kendi adetlerimize göre kutlamalar yapalım derken olayı biraz abarttık sanırım.. bir bakmışız hem miladi hem hicri günler kaale alınır olmuş.. ben "nüfus cüzdanımda da doğum günüm şu gün aslında" diyerek olayı biraz daha abartma girişiminde bulundum tabi :) geçiş süreci..

mandalini memlekete uğurladık.. isama gitmek istemedi canım.. inşallah hepp "istanbul"da kalırr :)

-cuma günü annemin hocası bana gelmişti.. geliş o geliş.. sonrası Allah kerim..- bu da böyle birşey..

geçen cumartesi natilius dönüşü salacakta 3 tane kıyıya vurmuş, devrilmiş gemi görmüştük.. haberciler de vardı, ne var ne yok diye yanaştık sahile.. millet önünde fotoğraf falan çekiniyordu, gruplar halinde.. olayı kameraya anlatmaya çalışan gazeteci herhalde 18.5 defa "lodosun etkisiyle batan..." demiştir.. habercilik zor zanaatmış :)

***
ümit ve ümitsizlik içinde gelip gidiyorum.. şimdi telefonla konuştum, inşallah o kitap o kitap değildir!!! yusuf ziya yörükan'ın kitabı yada kitapları.. "mir'ât-ı muhammediyye ve menâkib-i ahmediyye"& "Hazreti Muhammed'in Doğumundan Ölümüne Kadar İslam Tarihi"