23 Ocak 2009 Cuma

kenar mahalle milyoneri

güneşli günler-2'ye devam etmeden araya bu filmi sıkıştırmak istedim..

slumdog millionaire.. dün akşam izledik.. bir hint filmi.. şimdiki adını bilmiyorum ama aklımda kalan ismiyle "kim 500 milyar ister" yarışmasının merkezinde gelişen olaylarla örülü bir konusu var.. klasik bir konu, başroldeki aktörün çocukluk aşkı için yaptıkları falan ama ben konudan ziyade çocuk oyuncular ve konu etrafında gelişen olayları sevdim.. imdb puanı 8.7 imiş, bunu kâle alanlar için tabi ;)

bu arada söylemeden geçemeyeceğim.. jönümüz sevdiği kızın yanında çocuk gibi duruyor.. hatta abla kardeş gibi görünüyorlar.. böyle orantısızlıklar film izlerken -bir başak burcu olarak :)- beni hep rahatsız etmiştir..
son tahlilde "kim beşyüz milyar ister"i izlerken bilmediğiniz cevaplar karşısında yarışmacının cevabının doğru mu yanlış mı olduğunu beklerken ne kadar heyecanlanıyorsanız, bu filmde de o kadar heyecanlanmanız olası..
sonu ise.. neyse :)

21 Ocak 2009 Çarşamba

güneşli günler-1

yorucu ama güzel bir günün ardından ayaklarını uzatıp dinlenmek gibisi yoktur.. önemli olan yorgunluğa değip değmeyecek bir gün geçirmiş olmaktır.. ki işte tam da bugün öyle mutlu mesut bir yorgunluğun ardından dinlenirken, blog yazmaktayım.. şükürler olsun..

mandalinayla "prof. seyyid hüseyin nasr"a gitmek için geçen cumartesiden kavilleşmiştik-7 numaradan yadigar:)-, dün gece de deniz feneri'nin kermesine gitmek için anlaştık.. sabahleyin zor zahmet mandalinin "ben çıktım evden, otobüsteyim" mesajıyla uyanıp, alelacele hazırlandım.. gerçi acele hazırlanmam da yarım saati buldu ya neyse :) üsküdar'a indiğimde sözleştiğimiz saati 15 dakka geçirmiştim.. mandalin de, ben de aç-bîlaç olduğumuz için üsküdar'daki "tarihi çifte fırın"dan açma aldım.. bir sefer aldığımda sıcak ve çok güzeldi açması, tadı damağımda kalmıştı ama bu seferkiler kupkuru-bayattı malesef.. turyola iskelesine gittiğimde mandalinin "21 dakika:)" mesajı geldi.. buluşunca beklettiğim için tatlı sert söylense de beni iskelede beklemeleri sayesinde yeni dergilerle tanıştığını söyleyip "kırknar" dergisini gösterdi gülümseyerek :) bir taraftan sohbet ederken diğer yandan kermeste lezzetli şeyler buluruz hayalini kurarak vapurun acı çayı ile beraber karnımızı doyurduk..


feshaneye vardığımızda ortalık gayet sakindi.. satın alabilecek birşeyler bulabilmek için sergileri 3-4 tur dolaşmışımdır herhalde.. kermesin son günü olduğu için midir bilmem, ki gördüğüm yardım kermeslerinin çoğu böyledir aslında, ne kadar ıvır zıvır abidik gubidik şey varsa doluydu.. defolu-delik badiler mi dersin, ağzı yüzü kaymış kazaklar mı; giyilmekten çarpılmış ayakkabı mı dersin fî tarihinden kalma ıvır zıvırlar, kirden tozdan rengi kaçmış tunikler mi.. yiyecek kermesinde de hayalimizi karşılayan bir şey çıkmadı karşımıza.. velhasıl tam işimizi bitirip çıkıyorduk ki su almak için niyetlendiğmizde cüzdanımın olmadığı farlettim.. günün panik ânı da buydu :)


kermes sonrası biraz gecikmeli de olsa vardık crr'ye.. itfaiye teşkilatında yapım aşamasındaki mescitte namaz kılmak durumunda kaldık ki koskoca crr'ye ufacık bir mescit sığdıramamışlar!!

prof. dr. seyyid hüseyin nasr'ın konuşması 3 bölümse son ikisini ancak dinleyebildik, malesef..
sanırım sıkıldım.. bir tutukluk geldi cümleleri toparlayamıyorum.. kalanını bir daha ki yazı da devam ederiz inşallah.. konferanstan 3-5 kelam ile birlikte, isam derslerinden tuttuğum notlardan da biraz ekleme yaparız belki..
***
S.H.Nasr hakkında İSAM notlarıma bakarken Ahmet Hoca'yla şiir dersinde tuttuğum notlar da geçti elime... heyhâte heyhât...
"Tahammül mülkünü yıktın Hülâgûhan mısın kâfir
Aman dünyayı yaktın âteş-i sûzan mısın kâfir" Nedim

20 Ocak 2009 Salı

ve dağ dağ.. elveda!!


mistır buş el-veda derken..

biz buş'a veda ederken..


renksiz bir tabloydu bu.. evde can sıkıntısından ne yapsam diye düşünürken öyle yemek-aş konusunda da çok marifetli-meraklı biri de olmadığım için ortaokul yıllarında yaptığımız cam boyama geldi aklıma.. cam boyama kısmını beceremedim, unutmuşum ama bu renksiz tabloyu canlandırmak hoşuma gitti. her ne kadar ahım şahım bir şey olmasa da.. insanı stres, can sıkıntısı gibi şeylerden uzaklaştırıyor, bu tip şeyler..
***
sanırım uzun zamandır tezimden bahsetmiyorum.. sağolsun hoca benim çabalarıma kulak verdi ve 600 sayfalık kitabı 100 sayfaya indirdi, 1 ay kadar önce :)) sonradan bulduğum konuya pek itibar göstermedi zira, "mahmudu's-siyer"den daha gösterişli, daha dikkat çekici bir tez olur düşüncesiyle.. öncesinde, bitmeyecek bu tez diye çalışma azmim de yokken en azından şimdi bitirme azmim var ki 4te birini okuyup notlarını da çıkardım, Allah'a şükür.. yaza kadar inşeallah bitiririm.. aminn
***
...

17 Ocak 2009 Cumartesi

ağlayabiliyorsan, böyle bir şey de var..

nette dolaşırken "oflu ali" diye birine rastladım.. "resin takası" diye bir program sunmaktaymış vaktiyle.. pek çok ünlü isme fıkra anlatmış, 5000 fıkra biliyormuş, kadınların günlerine falan da katılıyormuş vs.. bütün bunların yanında 2 yıl önce verdiği röportajında "Cenaze Ağlama Derneği Yönetim Kurulu Başkanı" olduğunu öğrendim.. kendi ifadesi aynen şöyle:

<1994'te Selimiye'de caminin kapısından geçerken bir baktım adamın biri tabutun başında ağlıyor. Ama ne ağlamak. Tabutu parçalayacak. "Başın sağ olsun. Ölüye yazık olur. Böyle ağlama" dedim. Demesin mi bana "Ben tanımıyorum. Parayla ağlıyorum" diye. "Yarısını ver, ben de ağlayayım" dedim. 1995'te derneği kurdum. Ekibim 300 kişilik. Hep para kazanmış, cebinde akrep olan pintiler var, servet bırakmış. Hanım da makyajı bozulmasın diye arıyor, "Ali bey, kocam evde, ağlayabilir misiniz?" diye soruyor. Ekibi yolluyorum. Camları açıyorlar. Çatıya bile çıkan oluyor. Bir saat evde, bir saat de caminin kapısında ağlıyorlar. Mahalledeki insanlar da "Ne iyi adammış, kıymetini bilemedik" diyor. Bir kişinin bir saat ağlaması 300 milyon. Toplam 16 milyar alıyoruz. Fatura da kesmiyoruz çünkü ölüye vergi iadesi yok.>

yıldız sözlükteki birinin dilinden "doğu bölgelerimizde "ağıtçı" diye isimlendirilen aşiret mensupları tarafından yapılan işin, bir karadeniz zekası ile ticarileşmiş hali."

enteresan ne varsa, bu karadenizlilerde var :))

***
Prof. Dr. Seyyid Hüseyin Nasr 21 ocak'ta saat 14.00'de CRR'de konferans verecekmiş.. hastalıklardan mütevellit epeydir eve kapanmıştım.. buna gitmeli inşallah, mandalinle?? ;)



Ağlamak


Ağlamak
Bazı acılarda yetmez
Bazı ölümlere


Örtüsüdür bazı acıların
Örter, örtülmez
Savunur bir süre


Ağlayanlar sevinmeli
Sevin ağlıyabiliyorsan
Acılar art arda dinmeli


Durur bir nöbetçi gibi
Durur bir bekçi gibi
Zamana gülmeli-gülmeli


Sevin ağlıyabiliyorsan
Unutmanın kardeşidir ağlamak
Uyur uyanır yatağında duyguların
Düşüncenin kucağında hep çocuktur
Ağlamak



Özdemir Âsaf

15 Ocak 2009 Perşembe

tüketicilier birliği diyor ki;

Kamuoyundan beklentimiz, olası yanlışlıklara meydan verilmemesi bakımından Tüketiciler Birliği tarafından oluşturulan ve açıklanan listeye itibar etmeleri ve bu listede yer alan ürünleri boykot etmeleridir.

İlk aşamada;
-Frito Lay firmasına ait: Lay’s, Doritos, Cheetos (cips)
-Danone firmasına ait; Hayat Su, Evian Su (içecek), -Danette, Danino, Danone, Activa (meyveli yoğurt, yoğurt),
-Elite Cafe,
-Unilever firmasına ait: Becel, Flora (margarin), Lipton (içecek), Calve, Knorr (hazır gıda), Algida, Magnum, Carte D’or (dondurma), Axe, Rexona, Signal, Dove, Lux, Omo, Vim, Cif, Domestos (kozmetik ve temizlik)
-Philip Morris firmasına ait: Marlboro, L&M, Chesterfield, Parliament, Virginia Slims, Lark, Muratti (sigara),
-British American Tabocco firmasına ait: Dunhill, Kent, Pall Mall, Viceroy, Lucky Strike (sigara)
-Coca Cola firmasına ait: Cappy, Coca Cola, Fanta, Sprite, Nestea, Turkuaz, Schweppes, Damla Su, Doğadan, Sen-Sun (içecek)
-Pepsi Cola firmasına ait: Tamek, Pepsi Cola, Yedigün, 7Up, Fruko, Aquafina
-Starbucks kafe zinciri
-Johnsons&Johnsons firması
-Mc Donald’s (fast food),
-Burger King (fast food),
-Kentucky Fried Chicken (KFC) (fast food)
olarak belirlenen firma ve markaları boykot kapsamına alıyoruz.
Türkiye tüketicisi tüketimden gelen gücünü kararlılıkla ortaya koyacak ve önceden olduğu gibi bu kez de zulmün sahiplerine hak ettikleri dersi verecektir.

Av. M. Bülent Deniz
Onursal Başkan

10 Ocak 2009 Cumartesi

evet, ben de..







"kafirler için-zalimler için yaşasın cehennem" diyorum!!!

9 Ocak 2009 Cuma

geçenlerde sosyetik geçinen, dinden imandan bîhaber bir hanımdan bahsettiler.. oğlu namaz kılmaya başlamış diye oğuluna ve gelinine ailece baskı yapmaktalar.. şimdi bu hanım kişi öldükten sonra bir gece evde bekletilme arzusunu dile getirmiş.. sebep mi? öldüğün ilk gece melekler gelip hesap soruyorlar ya hani ondan.. tabi bu aklı evvel hanım da evinde ailesiyle birlikte, yalnız kalmamış olarak huzurlu bir gece geçirecek ve bu sayede kıyamete kadar huzur içinde uyuyacak diye düşünmekte :)

"bu kadar uyanıklığa pes" de desem, ahireti hiç kale almadan gününü gün eden insanların böyle şeyler düşünmesi, düşündürücü aslında..

çelişkiler içinde..

protein kaçağım varmış.. :)
meyve sebze yemeliymiş bol bol..
almıyor, içim almıyor.. zorla yiyiyorum meyveyi..
uzaktan akrabalarımızdan biri muz ve karpuz (muydu, çok net hatırlamıyorum) dışında hiç meyve yiyemiyormuş.. "yiyememek de nasıl olur canım" derdim.. nerdeyse aynı durumda sayılırım şimdi.. elma, karpuz ve üzüme bayılırdım.. hele bir ateşlenerek hastalandığım vakit öyle çok portakal yemişim ki 2 gün sonra resmen portakal gibi koktuğumu hissetmiştim :) sanırım meyve yemek bir alışkanlık ve ben bu alışkanlığımı kaybettim.. şimdilerde zorla zorla yemeye çalışıyorum..
ama tatlıya-çikolataya asla hayır demem.. çevremdeki tatlı sevmeyene de şaşırıyorum, acaba tatlı sevmeyeceğim günler de gelecek mi ki :))

bu kadar yeme-içme muhabbeti yapmışken; acaba Filistin'de, Afrika'da ve dünyanın pek çok yerindeki insanlar karnını doyuracak kuru ekmek bile bulamazken, "onu yemem-bunu sevmem-şundan isterim" diyerek ne kadar rahat şımarıklık yapıyoruz..

denk geldiğim bir habere göre:
"Ferre, Dolce&Gabbana gibi markaları Türkiye'ye getiren Demsa Group'un sahibi Demet Sabancı'ya göre lüks tüketimde doz aşımı yaşanıyor. Sabancı, son yıllarda muhafazakâr kesimin de lüks* harcamalarında ciddi bir artış gözlemlediğini anlattı."

*tdk'ya göre;
1 . Giyimde, eşyada, harcamada aşırı gitme, gösteriş, şatafat.
2 . sıfat Gösterişli, şatafatlı.
3 . sıfat Gereksinim dışı olan:
4 . sıfat Aşırı, fazla

Rivayet olunur ki;
İmam-ı Azam EbÛ Hanife; bir gün dostlarından birinin üzerinde eski bir elbise görmüştü. Herkes gidip sadece kendisi ve o adam kalınca:
«Şu seccadeyi kaldır ve altındakini al» dedi.
Dostu seccadeyi kaldırdı, onun altındaki bin dirhemi gördü.
Ebu Hanîfe ona: «Onları al ve durumunu onlarla düzelt» dedi.
Adam da:«Ben zenginim, Allah bana bol nimet vermiştir. Benim onlara htiyacım yok» dedi.
Ebu Hanîfe ona şöyle dedi:
«Madem ki, Allah sana bol nimet verdi, peki onun nimetinin eserleri hani?
Resûlüllah'ın [s.a.v.) buyurduğu şu söz sana ulaşmadı mı? «Allah, nimetinin eserini kulunun üzerinde görmeyi sever». Senin, dostunu üzmemen için durumunu ve görünüşünü düzeltmen gerekir»

şimdi bu hikayeyle birlikte günümüz şartlarında lükse kaçmadan bize verilen nimetlerden yararlanma konusunda ölçü sahibi olabilmeyi Allah dileyen herkese nasip etsin..

7 Ocak 2009 Çarşamba

hergün Aşurâ her yer Kerbelâ..

"Ramazan dışında da oruç tutmak istersen Muharrem ayında tut. Çünkü o Allah'ın ayıdır. O ayda bir gün vardır ki, Allah onda bir kavmin günahlarını affetti, bir başka kavmin günahını da affedecek."(Tirmizi, 741)

***
"On Muharrem, yani aşure günü; dinler tarihinde kutsal bir gündür. Kaynaklarda ifade edildiğine göre, aşure gününde bir çok peygamberin hayatında önemli ve olumlu olaylar meydana gelmiştir. Bu günde, Peygamber Efendilerimiz ve onlara inananlar çok büyük sıkıntılardan, zulümlerden, baskılardan kurtulmuşlardır. Yeni ve güzel başlangıçlara, büyük ilahi lütuflara ermişlerdir.**(innşallah)

Eş ve çocuklarımızı ihmal etmeyelim. Peygamberimizin sünnetine uyalım onlara güzel hediyeler alalım, gönüllerini hoş edelim. Peygamber Efendimizin bildirdiğine göre, bu hediyeler evimizin bereketlenmesini, mutluluğumuzun artmasını sağlıyor. Bütün sene yuvamızın bereketi oluyor." Muharrem Nureddin Coşan

***
"Şiirin ibret verilci muhtevası bizi duygulandırmıştı. Eğer sahih ise, ümmet-i Muhammed'in (SAS) en önde gelen sîması, aşeri-i mübeşşereden, yâr-ı gâr, halife-i Rasûl, Hazret-i Ebû Bekr'in çok şâyân-ı dikkat olan zihniyeti ve hissiyâtını dile getiriyordu. Ona olan sevgi ve bağımlılığımızın bir naçiz nişanesi olmak üzere, kırık-dökük kalemimizle bu şiiri, aynı vezin (yâni Bahr-i remel-i müsemmen: Fâilâtün/fâilâtün/fâilâtün/fâilün) ve aynı kafiye ile nazmen tercümeye kalkıştık."
M.Esad Coşan

Hazret-i Ebû Bekr RA'ın Matbû Kasîde-i Bürde'nin Başında Yer Alan Şiirinin Manzum Tercümesi
...

Benden isyan ve unutmak, peş peşe nice hata;
Senden ise fazl u ikram bunca ihsan-ı cezîl.

Der içim; Yâ Rab! günahım sayısızdır, kum gibi;
Bunları sen afvedip geç, eyleyip safh-ı cemîl.

Nola halim, yâ ilâhi! Etmedim salih amel,
Bed işim pek çoktur amma, taat azığım kalîl.

...

**
1. Allah, Hz. Musa'ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
4. Hz. Âdem'in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
7. Hz. Davud'un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.
8. Hz. İbrahim'in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
9. Hz. Yakub'un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf'un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.

1 Ocak 2009 Perşembe

Ayrılık saati varsın da çalsın, bizi ayıramaz biz yaşadıkça..

ben ilkokula giderken annem, trt fm'de "onuncu saat" diye bir program vardı, onu dinlerdi.. tabi sonra akra açılınca, ordaki "gelincik" programına geçiş yaptı :) 10.saat'in içeriğini açıkçası çok net hatırlamıyorum.. sabah 10'da başlayan bu programdan hafızamda kalan şeylerden biri "gülden karaböcek" şarkıları diğeri de radyo tiyatrosudur. işte o zamana dair bir kulak aşinalığı mı yoksa bana o günleri hatırlattığı için mi bilmiyorum ama gülden karaböcek'in sesini, sesinden birşeyler dinlemeyi hep sevmişimdir.. sesleri hernekadar benzese de neşe karaböcek bile o zevki vermez bana..