19 Mayıs 2008 Pazartesi

uzun bir aradan sonra..

hatırla sevigili dizisini takip etmeye çalışıyorum.. çok fazla yanlı bulurdum ki,nuriye akman da bayan senaristiyle röportaj yapmış..
"Hatırla Sevgili'de biraz fazla taraf olmadınız mı?
Tarafsız olmaya çalışıyorum. Kendimi paralıyorum. Bütün görüşlere yer vermeye çalışıyorum. Geriye çekilip tepeden bakmaya çalışıyorum. Ama mümkün değil ki, ben bir tarafım. Amcam da dayım da İşçi Partisi üyesiydi. Onlarla aynı fikirde bir babanın çocuğu olarak benim çocukluğumdan beri bir görüşüm vardı. Diziye de bunu yansıttım tabii."

izlerken insanı çileden çıkaran şeyler de oluyor, bu kadar mı iyiler gerçekten, bu kadar mı saf niyetliler bu kadar mı hoş görülüler, olamaz, diyorsun; ama merak işte..
"Hatırla Sevgili'nin sonuçlarından biri de Deniz Gezmiş'in Che Guevara gibi bir pop ikonu haline gelmesi oldu. Deniz Baykal bunca yıl sonra, Deniz Gezmiş'i andı.
Başka şeyler de oluyor. 6 Mayıs'ta Ankara'daydım. Deniz'leri anma törenindeydim. Kabristanda inanılmaz bir kalabalık vardı. Ve bu sene böyle olduğunu söylediler.
Orada liseli gençler çoktu. Onlar için kahraman eksikliği varmış meğer. Pop ikonu bile zayıf bizde. Şimdi bir şey çıktı karşılarına ve ona tutundular. Mesela Deniz Gezmiş rolünü oynayan arkadaşımız Barış da oradaydı. Onu Deniz Gezmiş zannediyorlardı. Resim çektirenler, anneler babalar. Gençler. Kıyamet koptu. Bir panele katıldık. Panel inanılmaz kalabalık oldu. "


***
geçen hafta epey zorlu geçti.. "ubeydullah b. ömer" hakkındaki makale epey zorladı beni ama sonucuna yani aldığım nota da değdi doğrusu.. sanırım bu makale yazma işi olmasa bu seneyi İSAM'a uğramadan geçirecekmişim :) Allah razı olsun İsmail Hoca'dan.. yaparken zor gelse de, sayesinde öğreniyoruz bir şeyler..

bu arada Ubeydullah b. Ömer hakkında kısa bir bilgi vermek gerekirse: kendisi Hz. Ömer'in oğlu olup Hz. Ömer şehid edildikten sonra babasının katili ve katil zanlılarını, bi rivayete göre katil Ebu Lü'Lüe'nin masum olan karısıyla kızını da öldürmüş.. zanlılardan biri, Hürmüzan müslüman olduğu için hakkında kısas uygulanması gibi bir durum söz konusu oluyor.. muhacirlerden bir kısmı araya girince Hz. Osman kısastan vaz geçip beytü'l-mal'den diyetini ödeyerek salıveriyor, kendisini.. Hz.ALi'nin halifeliğinde ise kısas uygulanacağı korkusuyla Muaviye'nin tarafında yer alıyor.. sonuç: kısastan kaçıyor fakat savaşta öldürülüyor.. ölüm öyle yada böyle kaçınılmaz..

***


dün tepeören'deydik.. çocuklar gibi şendik :) bol bol çiçek böcek fotoğrafı çektim; çekindik.. toprak insana huzur veriyor cidden.. yalın ayak çimlere basmak çok güzel bir his..
herkes hasta olunca köfte yoğurma işi de bana kaldı haliyle.. ben de öyle köfte yapmasını bilen bir insan değilim ki, sert mi yumuşak mı, daha yağ koymak su eklemek gerekir mi bileyim.. malzemeleri rast gele koyuyorum, göz kararsız bir şekilde.. geçen sefer yuvarlarken, "aa buna biraz daha su gerekiyor" demişlerdi :) sürekli tarife bakarak yapan birinin elinden bu kadarı geliyor.. Allahtan tarif siteleri var yani..

***
geçen cuma esra'nın evine gittik.. temmuz'un 16sında evleniyor nasipse.. dayayıp döşemişler bi eksikleri kalmamış.. kocaman kütüphaneleri var, çok güzel.. e iki ilahiyatçı olunca kütüphane de haliyle fazlaca geniş oluyor.. Özlem'in dediğine göre aynı kitaptan 4 tane bile varmış :))

***
...
ödevler yüzünden epeydir yazamayınca birikiyor haliyle ama insan unutuyor da bazı şeyleri..
neyse sonra devam inş..

Hiç yorum yok: