7 Eylül 2009 Pazartesi

bir pazar da böyle geçti..

Geçen sene çok istediğim halde, Sultanahmet'e gitmek nasip olmamıştı..

Dün Kartal'ın iftarı ile ikisi arasında kalıp Sultanahmet'i tercih edip, düzüldük yola..




Kadıköy'e kadar arabayla gidip, Haydarpaşa'dan motorla Eminönü'ne geçtik.. Zira gidiş-dönüşlerdeki köprü trafiği işkencesi çekilmezdi.. Hava da güzel olduğu için bir şekilde bu fırsatı değerlendirdiğimiz iyi oldu.. Artık sonbahara girdiğimiz için, bir daha dışarı gezmesine güzel hava denk gelir mi, Allahualem.. Ki bugün de hava buralarda sabahtan akşama kapalı ve fakat çiselemekle yetinip şöyle şakır şakır yağamadı yağmur..


Eminönü'nde motordan inip tramvaya geçtik.. balık ekmek satılan yerlerde pişkin pişkin oruç yiyenleri görüp üzüldüm.. özellikle başı kapalı alenen yemek yiyenleri görünce daha çok üzülüyorum.. bir sebebin olabilir, ama herkes bilmek durumunda değil.. toplum olarak haya duygumuzu kaybedeli çok oldu da bir bayan olarak dindar olmanın en bariz özelliğini taşırken, "haya imandandır" hadis-i şerifini bu derece hiçe saymak, ancak Allah sonumuzu hayretsin dedirtir..

Tramvaydan saat 7 suları inince iftar için yer aramaya koyulduk.. günlerden Pazar olması sebebiyle de aşırı bir yoğunluk vardı.. Zor zahmet orucumuzu açacak yer bulduk, iftara dakikalar kala.. Menü aşağıdaki gibiydi.. Azar azar koymuşlar yemekleri, doymam gibi gelmişti ama bitermedim bile :) Oruçlu olunca insan çabuk tıkanıyor.. Vee akabinde ağır yumurta kokan waffle.. İftar sonrası namaz kılıp fuarı gezelim dedik fakat ne mümkün.. Caminin kapısına bile yaklaşamadık uzun bir süre..


Akşam namazı sonrası bir müddet daha fuarı gezdik.. M.Engin Noyan, Kanal7'de çıkan Döngeloğlu hoca ve daha başka bazı yazarların imza günüymüş.. Kiminin başı çok kalabalık, kimine gelen giden yoktu.. İlginç olan anlardan biri "ben bu kitapların yazarıyım, 2 tanesi 5 lira" diye yazarın birinin kitaplarını neredeyse standından atlatayacak şekilde satmaya çalışmasıydı.. Hayati Engin Noyan'dan imza alırken ben yayınevlerini dolaşmaya devam ettim.. Bu esnada Zafer yayınlarında Cüneyd Suavi'yi gördüm.. Artık yorulup fuarın tamamını dolaşamayacağımızı anlayınca, tam avludan çıkacağımız esnada hayatiye Cüneyd Suavi'yi gördüğümden bahsedince bir U dönüşüyle geri döndük.. Çünkü hayati Sakarya üniv.den tanıyormuş kendisini.. Mutlaka görüşmek istiyorum, dedi ve gittik yanına.. Maşallah çok çok hoş bir insan kendisi.. Bazı insanları eserleri, sesleri vb. ile tanıyıp sonra kendisini görünce nedense bir türlü kabullenemez, benimseyemezsiniz.. Mesela M.Emin.Ay, İbrahim Sadri öyle olmuştu benim için.. Fakat Cüneyd beyi görünce "Tamam, hayatın içinden o hikayeleri yazacak munis insan bu." dedim.


Kısa bir sohbet ve bizim için hayır dua-güzel dileklerinden sonra mandalinin "mahya fotosu çek" talimatı doğrultusunda Blue Mosque'un "edep nurdan bir taçtır" mahyasını çekmeye çalıştım.. malesef mandalinim pek beceremedim :( Ama Yeni Camii'nin "birlik rahmettir" yazılı mahyası daha hallice oldu, bakalım beğenecek misin :)



Dönüş yolunda Eminönü'ne yürüyerek indik, çok hafif çiseleyen yağmurla birlikte.. Yağmurda yürümeyi zaten severim, yorgun olmasaydık çok daha keyifli olurdu eminim.. saat 10 buçuk civarı eminönüne geldiğimizde Kadıköy iskelesinin kapandığını görüp teyy Karaköy'e de yürümemiz gerektiğini görünce, yol iyice gözümde büyüdü.. Bir heves motora da baktık ama nafile.. Tıngır mıngır köprüden geçerken Karaköy'e vapurun yanaşmaya başladığını gördük.. Bu sırada da arkamızdan da koşturanlar olunca, o heyecanla can geldi :) Koşar adım attık kendimizi ama vapura binince pert oldum haliyle..


künefecide kadayıf yapımı

Kısa günün karı aldığım kitaplar, rafa dizildiler.. İkisi şiir kitabı: Biri dîvan edebiyatından, diğeri Erdem Bayazıt'ın..

Çok isteyip bir türlü hiç bir kitabını okumadığım yazarlara kaydı gözüm, yine.. İskender Pala'nın son kitabını alsam mı diye düşündüm.. Ve yine yeniden, "sonra hepsini birden sırayla okurum" diye vazgeçtim.. Ertelemekte üstüme yok, bir yerden başlasam devamı gelecek ama can çıkar huy çıkmaz!

3 yorum:

mandalina dedi ki...

Beğenmem mi? :) sağolasın, ellerine ayaklarına sağlık :)
Bu mahyanın imzasız halini posta kutuma istiyorum en kısa zamanda ;) Allah razı olsun.

Fuarın en sakin hali iftar vakti oluyor sanırım :) Geçen senelerde öyle gelmişti bana. Öncesi ve sonrası tıkış tıkış.

Zaman zaman okuduğun yazarla gördüğün yazarı eşleştirmede güçlük çekmeni çok iyi anlıyorum. en azından o anki halini gözümün önüne getirebiliyorum. Çünkü normalde de öyle oluyor genelde. "Hiç hayal ettiğim gibi değildi" cümlesini çok duydum ben senden :)

Cüneyd Suavi'yi merak ettim ama bak şimdi :)

Derya dedi ki...

Ben de Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk'tan başlamayı düşünüyorum. Bir şeye baştan başlayayım dediğim her sefer yarım bırakmışımdır çünkü :)

hulofera dedi ki...

derya, ben ilk kitabı hangiyse ondan başlamayı düşünüyorum, ama işin garibi hangisi olduğunu da bilmiyorum :)