4 Kasım 2008 Salı

ne oldum değil ne olacağım demeli..

hastalıklar geldi mi üstüste.. geçen hafta bademciklerim iltihap oldu yutkunmakta zorlanıyordum. o geçti derken önceden yaptığım ters bir hareket sonucu yer eden belim ağrıdı bir kaç günümü zehir etti. sonrasında da bir öksürük müptela oldu. sonuç: geçen hafta pazartesiden bugüne ders çalışabilme namına hiç birşey yok ortada.. ingilizce kursu mu? ilk haftalardan hatta ilk günlerden bir sürü devamsızlık yapıp geri kaldım.. bir türlü istikrar sağlayamadım, geldiğimden beri..
***
dün merve, melda, eslem, hamarat anne sabahnur ve ben mandalinalardaydık.. çok güzel bir gündü, hamdolsun.. çok güzel hazırlanmışlar, mandalin ve ablası.. Allah razı olsun.. tesnim ve menar'ı da görmeyi arzu ederdik ;) eslem'in de doğumgünüydü, bir sürü hediye.. Allah hayırlı, uzun, güzel ve mutlu bir ömür nasip etsin inşallah.. bir gün "Allah eşinle ve tatlı yavrunla güzel bir ömür geçirmeyi nasip etsin" demeyi de umuyorum tabi:))
***
son zamanlarda tam sabah namazı vakti "tıngır tıngır" bir müzik sesi çınlatıyor, kulaklarımızı.. uyutmuyor da.. sanırım birisi alarm olarak telefonun radyo kısmını ayarlamış. çalan şarkıların sözlerini bile anlayabiliyorum.. "kardeşim kalkamıyorsan ya hiç alarm kurma yada kalkabileceğin bir alarm kur, herkesi rahatsız etmeye ne hakkın var!!" diye bağırmak geliyor içimden.. bazen de yan bloktaki dairenin evinden gelen tartışma seslerini dinlemek zorunda kalıyoruz. hiç farketmiyor bu sesler sabah çok erken bir saatte de olabiliyor, dün geceki gibi saat bir-bir buçukta da.. bu apartman hayatı zor iş valla..

kafa dengi bir komşu herkese lazım.. çok isterdim ama malesef bizim apartman da komşuluk ilişkileri biraz zayıf, hatta oldukça.. kim gelmiş gitmiş kimsenin umurunda değil.. geçen apartman kapısında bir hanımla karşılaştım. bizim apartmandan bir çocuğa bakıyormuş, annesi işten gelene kadar. çocuğun annesi de yakınıyormuş, apartmanda pek komşuluk yok diye.. neyse.. epey dertliymişim :))
***
erkek kardeşimi okuldaki derneklerden birine şura başkanı seçmişler.. ne zaman gitsek telefonla konuşuyor.. memleketi mi kurtarıyorlar nedir, anlamadım doğrusu.. kendisi aşırı dercede sorumluluk sahibi olduğu için herşey mükemmel olsun ister.. derslere bile girmiyormuş, toplantı vs.den.. oysaki önceden hiç bir dersini aksatmaz bu konuda bize akıl verirdi :) hatta ben ders çalışırken cep telle çok fazla uğraştığımı söyler, çalışırken kapatmamı yada dikkatim dağılmasın diye başka bir odaya koymamı falan tavsiye ederdi :))
***
balıklarımızı günde 3 öğün beslemeye başladık, maşallah canavar gibiler. demekki aç kalıyormuş da ölüyormuş zavallıcıklar :)) oysaki akvaryumculara göre günde bir tane yem yeterdi..
***
buarada mervenin bebek ihtimalleri sitesini denedim, -Allah nasip ederse inşallah- ortada esmer bile yok ama arap zenci karışımı bir bebeğimiz olabilirmiş :))

5 yorum:

eslem dedi ki...

günden belliydi zaten hastalığın . Allah şifa versin ve güzel duaların için de senden razı olsun ..
bebeğini çok merak ettim :))

meyrâ dedi ki...

Allah razı olsun eslemcim.. Allah cümlemizden razı olsun inşallah..

koca kafalı çikolata renginde bir bebekti, ne kadar şok olduğumu anlatamam ki o şokla kaydedemedim bile :))

mandalina dedi ki...

komşulardan gelen seslere dair bir şeyler söylemek istiyorum ben de :)
apartman hayatı başladı mahrem kalmadı sanki. eski oturduğumuz apartmanda banyoda yan dairedeki konuşmaları gayet net duyabiliyorduk. eslemler orda oturuyor hala malum. geçen yan komşularından bahsediyorlar. "görüşüyor musunuz hiç?" dedik. "işte banyodan banyoya" dediler :D

bu apartmanda da üst komşularımızın karı koca maşallah pek gür sesleri var. kendi çocuklarına bağırırlarken sanki yanıbaşımda beni azarlıyorlarmış gibime geliyor :D

"bir de yandaki yusufcuktan bahset" dedi ablam şimdi ben bu yorumu yazarken. komşumuzun küççük yavrusu yusufcukla benim odam bitişik. gece yusuf ağladı mı muhsin gene uyandı telaşıyla silkiniyorum. bakıyorum muhsin mışıl mışıl uyuyor halbuki :)

KeLeBeK dedi ki...

balıkların yeme konusunda sınırı yok dıye bılıyorum ben, ne kadar verırsen ver yerlermıs, su kısa hafızalı olma durumu malum, cok yemekten catlayıp ölürlermıs
bır de öyle ölsünler görelim, dersen o baska tabii :)

meyrâ dedi ki...

mandalina;
sizin binalar dışardan epey heybetli göz alıcı duruyor ama demek içi sizi dışı bizi yakıyormuş :))

kelebek;
az yem vererek de çatlattık bir balığı malesef.. bilmiyorum bu böyle ne kadar gider ama yazdan beri gidiyor :) önemli olan bitkisel bir yem var bağırsakları çalıştıran onu da vermek, diye biliyoruz şimdilik.. umarım yaşarlar..