24 Kasım 2008 Pazartesi

"vira vira demir aldı dünya, terk edip halatları limanlarda"

bir kaç gündür nasıl moralim bozuk, tezime karşı ne kadar hevessizim anlatmam kabil değil..

cuma günü saat bir buçuk gibi hocayla görüşmek için anlaştık.. zaten görüşmemiz bir dert, on kere araşmadan görüşemiyoruz..



çarşamba günü aradım, perşembe buluşalım diye anlaştık.. sonra aradı, perş. işim var cuma 1 buçukta buluşalım, gelmeden beni ara dedi.. tamam.. cuma 12 gibi aradım.. tamam.. vakit geldi, hoca odasında yok.. nerdesiniz hocam? -dışarı çıkmam gerekti, yoldayım geliyorum.. tamam.. bekle bekle.. telefon çalar.. meyra ben 2 kat aşağıdayım, geliyorum.. tamam.. bekle bekle.. nihayet hoca ufukta görünür.. görüşme mi.. başlarken sınırlandırırz denilen kitap, 600 sayfalık haliyle önümde duruyor.. sınırlama olmadığı gibi, dönem kitaplarına da göz at demez mii.. puff.. cuma öğleden sonra başka bir kitap bulabilir miyim, ne yapabilirim diye döndüm durdum isam'da.. nafile.. şimdi birazdan, yine, kaldığım yerden devam etmek için isama gideceğim.. Allah'ım sabır ve azim ver, bu sene bitirebileyim hayırlısıyla inşallah..


***


dün nereye gidelim diye düşünürken, ki alışveriş merkezlerinden sıkılmıştık fazlasıyla, bir kadıköy turu yapmaya karar verdik.. epey sıkı bir şekilde giyindiğim halde baya üşüdüm.. dolaşırken, beyaz fırını bir hocamız çok tavsiye etmişti, uğrayıp birşeyler alalım dedik.. en bildiğimiz tat, eklerine bakalım dedik ve sonuç muhteşem.. hayatımda yediğim en güzel eklerdi.. arasına çikolatayı doldurmuşlar resmen, şiddetle tavsiye edebilirim yani :)

Hiç yorum yok: