15 Nisan 2008 Salı

derste yokum!

cumartesi günü kv.lere giderken kadıköyden bineceğim minibüse doğru yürürken, orada minibüsleri idare eden bi adam var, bu değil bu değil dedi bana bakarak.. şaşırdım ne diyo bu adam diye ama yöneldim tam binmek için, adam arkamdan "her zaman bindiğin işte bu, ama yine de bööyyle (ilginç bi surat ifadesiyle birlikte) afalladın " demez mi gülerek.. şaştım kaldım, yoo falan deyip geçtim suni bi gülümsemeyle ama, hepi topu üç yada dördüncü kez binmişimdir belli aralıklarla, ve ilk seferde sormuştum o kalabalığın içinde, şurdan geçer mi diye, nerden hatırladı beni ki.. böyle hemen samimi olmaya çalışan insanlara sinir oluyorum.. iki kere arabanıza bindik, bi kere sizden bişey aldık vs. diye hemen samimi mi olacağız!!

bi de üsküdar-kadıköy minibüsleri çok pahalı yahu.. indi bindi için 1 buçuk alıyorlar.. kadıköyden bindiğimle 20 dakika gidiyorum 1.400'e..

minibüsleri sevmiyorum orası da ayrı.. ama oturabildiğim için rahat geliyor bazen.. minibüs olayına da şu son birkaç ayda şule sayesinde alıştım :) burdan kendisine de selam ederim ayrıca :))

neyse, bindim minibüse.. biraz ileri de çevirdi polisler, kimlikleri topladılar, kontrol varmış..ya kimliğim yanımda olmasaydı.. kimlikleri topladıktan sonra polis amca inerken şoföre kapıyı kapat dedi, kaçacak mıyız nedir.. önümde iki yaşlı ama bakımlı hatun konuşuyor.. biri amerikadan yeni gelmiş, hep kışlıklarını getirmişmiş, oysa burda havalar çok sıcakmış :p.. teyzelerden biri şöyle bir bakındı, bu minibüste terörist tipinde insan yok ki dedi, gülüştü millet :) amerikalı hanım konuşmasının bir yerinde:" ben ona söyledim, öbür tarafa kul hakkıyla gitme, ver gitsin dedim" dedi.. böyle sözleri öyle insanlardan duymak tuhaf geliyor nedense.. bi komşumuz vardı, tatilini kıbrısta geçiren, saç baş kaş göz boyalı, bilimum sabah programlarına hiç üşenmeden giden biri.. ama 5 vakit namazını da kılardı.. parayla imanın kimde olduğu bilinmez derler, aynen öyle..

:)meraklısına: balıklarımızın bir kısmı beyazbenek hastalığına yakalandı, balık biti de deniyormuş... o kadar komik görünüyorlardı ki, su çiçeği geçiren çocuklar gibilerdi.. ilaç verdik de neyse biraz düzeldiler..

dün üç tene sınavı nasıl atlattım bir ben bilirim.. üçüncü sınavda belki bir kaç kelam daha edebilirdim ama o kadar bunalmıştım ki, yazmadan verdim.. dağlar gibi ödevler beni bekliyor.. makale yazılacak, katip çelebinin fezlekesi okunacak, haftaya ismail hocanın dersinin kitabından bir bölüm okunup anlatılacak, divani yazı okunabilir hale gelinecek.............

4 yorum:

Bulut dedi ki...

yahu gülen varlıklar hep hoş, mutlu anı sanırım, evet. (:

meyrâ dedi ki...

bulut, sorun bende sanırım ama yorumunu tam olarak anlayabildiğimi söyleyemeyeceğim :))

gülen varlık derken..
mutlu anı derken.. (:

yine de yorumun için teşekkür ederim ;)

bulut dedi ki...

bende de olabilir, evet. (:
insanlar şaka yapıyorsa gülerler, siz de gülmüşsünüzdür, mutlu anı, minübüsün çevrilmesi. (:

meyrâ dedi ki...

evet bulut, mutlu anı ;)