7 Eylül 2011 Çarşamba

Bir Bayram'da Böyle Geçti

arefe sabahı parkta bir kuzu
Bu sene Ramazan bayramını Bursa'da karşılamak nasip oldu. Bursa demek curcuna demek, eğlence demek. Yalnız bizim pıtırcık kalabalığı sevmediği için sürekli bana tırmanma ve zırlama modundaydı malesef. Onun dışında gezdik tozduk yedik içtik, kaba tabirle.. Son iki gün önce halamda sonra dayımda iftar açtık cümbür cemaat..

Arefe günü millet "bu sıcakta, oruçlu oruçlu nasıl yani" dese de çarşıdaydık. Bursa'yı bilenler bilir, merkezinde büyük bir çarşı var. Ulu Camii'nin  alt kısmındaki kapalı çarşı ve etrafında belediyenin yeni düzenlemeyle tek tip hale getirdiği dükkanlar.. Bayramlık, çeyizlik gibi büyük ve önemli alışverişler genelde burada yapılır..

inekten korkup annesine sımsıkı sarılankuzu
Birinci gün ise ziyaretler harici, Bursa Botanik Parkı bitişiğinde bulunan 1998 yılında kurulmuş hayvanat bahçesindeydik. Wikipedi'nin bize verdiği bilgiye göre;) "Avrupa Hayvanat Bahçeleri Birliği üyesi olan hayvanat bahçesinde daha çok Türkiye’ye özgü 67 farklı türde 600 hayvan barınmakta, akurtaslanleopar, yırtıcı kuşlarsu kuşları,lamayaban eşeğidevemaymun bölümleri ile deve kuşları ve zebraları barındıran Afrika Savanı bölümü bulunmaktaymış." 

Darıca'dakine gitmedim ama oradaki kadar çok çeşit yokmuş. Zürafa, Puma gibi hayvanlar yoktu mesela.. Hayvanlar için alanlar epey geniş tutulmuş, bol yeşillikli, gölgeli, güzel bir park.. Evvelde hayvanların bir kısmı Kültür Park'ın içindeki kafeslerdeydi. Özelllikle Aslan ve Ayı'nın olduğu kafesleri hatırlıyorum da genişçe bir oda kadar yerde olan bu hayvanlara çok üzülürdüm. Giriş Bursa'da iki lira, Darıca'da onbeş lira :)

Bayramın ikinci günü dönüş yolunda Hayati'nin özel isteği üzerine İzmitte'ki büyük dönme dolaba binmeye karar verdik ama malesef seçtiğimiz vakit bayram günü olması sebibiyle oldukça kalabalıktı. Neredeyse 1 saate yakın sıra bekledik. Ve yoğunluktan dolayı olduğunu düşünüyorum, iki tur döndürüp indirdiler :)

Zaten bizim kızın kıpırdaklığı sebebiyle ne dönme dolaptan bir şey anladım ne de doğru düzgün etrafıma bakabildim. Maksat gönüller hoş olsun. :)

Son gün İstanbul ziyaretlerini yaptık. Hayati'nin ALS hastası olan halasının artık sürekli yattığını görmek acı vericiydi. Ziyaret etmesen olmaz, ziyaret edince de dil kasları çalışmadığı için onun derdini bile anlatamayan o haliyle muhatap olmak çok zor. Hele bir de ağlarsa.. Allah hastalıklarla imtihan etmesin hiç birimizi. Amin.

Hiç yorum yok: